Arguvandan

Osmanlı Döneminde Madenlerde Devlet Payı

Osmanlı İmparatorluğunda özel mülkiyet yoktu. Tüm topraklar kamuya aitti, üreticiler, köylüler toprakları yıllık kira (öşür) karşılığı işleyebilmekte, yıllık kazançları oranında devlete vergi (Kira) verirlerdi. Osmanlıda toprak babadan oğula miras olarak değil zilliyet olarak geçerdi. Her köylü, üretici zilliyetinde bulunan toprak parçasını işlemek zorunda idi. İşlenmeyen topraklar bir başkasına verilebilirdi.

Osmanlı imparatorluğunda toprak mülkiyeti üç kategoriye ayrılıyordu;

Miri Arazi

Özel mülk

Vakıf arazileri.

Miri Arazi;  köylü toprağını satamaz, bir başkasına devredemez, bir hayır kuruluşuna bağışlayamaz. Tamamıyla bu haklardan mahrumdur.

Özel Mülk; Topraklar: fetihlerden sonra padişahın fatihlere mülk olarak verdiği arazilerdir.

Vakıf arazileri;  kamu yararına vakfedilen arazilerdir.

Osmanlı imparatorluğunda toprak mülkiyeti kendi içinde üç ad altında toplanmışsada genel anlamda 1858 yılına kadar tüm topraklar kamuya (devlete) aitti. Osmanlıda 1858 Arazi Kanunnamesi ile üreticilere köylülere kullandıkları toprakların mülkiyeti kamuda kalmak şartı ile kullanım haklarını bir başkasına devretme olanağı sağlıyordu.

Osmanlıda madenlerde devlet payı, 1858 yılına kadar vergi usul hukuku çerçevesinde işletiliyordu, vergilendiriliyordu.

Topraklar metruk araziler (herkesin faydalandığı araziler) bu tür arazilerde madenin beşte biri devletin kalanı madeni bulana aitti.

 Miri arazi;  burada arazinin tamamı devlete ait olduğu için, madenin tamamı da devlete aittir, devlet tarafından işletilir veya işlettirilirdi.

Mülk arazi; Burada bulunan madenlerin beşte biri devletin, kalanı ise sahibine aittir.

Vakıf arazileri; Bu arazilerde de çıkarılan madenlerin beşte biri devletin, kalanı da bulanlara aittir.

1861 yılına kadar yabancıların maden arama ve çıkarmaları hakları yoktu. Toprakta olduğu gibi madenlerde kamu mülkiyetindeydi. 1861 maden nizamnamesiyle bir kişi kendi arazisinde ruhsat almadan maden arayabilecek ve çıkarabilecekti. Miri arazi (kamu arazisi) ruhsat almaları zorunluluğu vardı.

Maden nizamnamesinde Osmanlı vatandaşlarının tek başlarına maden arama ve çıkarmasına 5-25 yıl süreli ruhsat izini veriliyordu. Yabacılar ise maden aramalarında Osmanlı vatandaşlarına hissedar, ortak olabilmesine fırsat tanıyordu.

1869 Maden Nizamnâmesi; ilk göze çarpam maddesi imtiyaz süresinin doksandokuz yıla çıkarılması olmuştur. Yabancılara tek başlarına maden arama ve çıkarma izinleri verilebilecek olmasıdır. Nizamnamede madenlerde doktor ve eczacı bulundurma zorunluluğu getirilmiştir. Maden kazasında kazazadeye tazminat ödenmesi, madende emniyet tedbirlerini almayanlara para cezaları verilmesi hükme bağlanmıştı.

Ancak, devamında maden yasalarında yapılan düzenlemelerle,  yabancılara büyük kolaylıklar sağlanmış, kapılar sonuna kadar açılmış ve Osmanlı döneminde, maden işletmelerinin %75’i yabancıların kontrolüne geçmiştir.

Günümüzde Madenlerde Devlet Payı; https://www.arguvandan.com/2021/02/15/madenlerde-devlet-payi/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir