Arguvandan

Paylaşım Savaşları ve Avrupa Birliği’nin Kuruluşu

Tarihte büyük devlet olmak, büyük toprak sahibi olmakla eş anlamlıydı. Zaman içerisinde büyük devlet olmanın kavramında değişikliğe gidildi.

Zamanla büyük devlet olmak, sadece büyük toprak sahibi olmakla kalmıyordu, buna yeni kriterler eklendi. İşte bu yeni kriterler arasında sömürge kurmakla hüküm ettiği toprak alanını genişletmek, sanayi devrimini tamamlamış olmak, sermaye birikimi sağlamış olmak gibi yeni kriterler eklenmiştir.

Tarihte ilk sömürge  kavramı coğrafi keşiflerle gündeme gelmiştir. Sömürgecilik, bir devletin, başka ulusları, devletleri, toplulukları ekonomik ve siyasi olarak eğemenlikleri altına almak, yönetmek olarak ifade etmek mümkündür.

19.yüzyılın başında sanayileşmesini tamamlamış Avrupa devletlerinin başında bulunan İngiltere dünya ticaretinin %50’sini yani  aslan payını elinde bulunduruyordu. İngiltere, dünya da en büyük sömürgeye sahip bir ülke olarak dünyada üzerinde güneş batmayan ülke olarak ifade ediliyordu. İngiltere’nin sömürge toprakları anavatanlarının 94 katına kadar çıkarmışlardı.

Fransa,19.yüzyılın başında dünya ticaretinin %8’ine hakimdi, hükümettiği sömürge toprakları ise anavatanlarının 20 katı kadardı.

Almanya, sömürgecilikte geç kaldığı için 19. Yüzyılın başında sömürge toprakları anavatanlarının 6 katı kadar küçük bir alana sahipti.

Almanya’nın, dünya paylaşımında İngiltere ve Fransa’nın çok gerisinde kalması, Pazar paylaşımında rekabetin kızışmasına neden olmuştur. Almanya, gerek sömürge edinme ve gerekse dünya ticaretinin her aşamasında karşısında İngiltere ve Fransa’yı görmesi artık sorunun kökten çözmek gerektiğine inanmıştı. İngiltere ve Fransa’ya karşı savaş hazırlıklarına başlar. Almanya yanına aldığı Avusturya –Macaristan, İtalya ve Osmanlı İmparatorluğu ile itilaf devletlerini oluşturur. Başını İngiltere’nin çektiği  Fransa, Rusya ve Japonya’dan oluşan ittifak devletleri adı ile karşı cephe oluşur.

İtilaf ve ittifak devletleri su’dan bir bahane ile 28 Temmuz 1914 tarihinde Birinci Dünya Savaşını Başlatırlar. Dört yıl süren kanlı savaşta Milyonlarca insan hayatını kaybetti, Avrupa’nın siyasi haritası değişti (bir çok yeni devletler kuruldu), Avrupa’da yeni ideolojiler ve siyasi rejimler gelişti, Milletler Cemiyeti kuruldu ve Avrupa harabeye döndükten sonra 11 Kasım 1918 günü savaş sona erdi.

Birinci dünya savaşında istediği sonucu alamayan devletler benzer nedenlerle 1 Eylül 1939 günü ikinci dünya savaşını başlatırlar. İkinci Dünya savaşının sonuçları da yaklaşık Birinci Dünya Savaşının sonuçları gibi olur. İkinci Dünya Savaşı gelişmiş Avrupa devletlerinin topraklarında olduğu için Avrupa yine yerle bir olur.

Dünya ticaretinin ve kaynaklarının paylaşımının savaşlarla elde etmenin daha çok savaşı çıkaranların ülkesini, ekonomisini, sanayisini etkilediğini gören gelişmiş ülkeler, Pazar paylaşımını silahla değil, siyasi ve ekonomik olarak dizayn etme kararı alırlar.

İkinci Dünya Savaşın’dan sonra gelişmiş emperyalist ülkeler Avrupa’da kalıcı barışın sağlanması için daimi üyeliklerini elinde bulundurdukları uluslar arası ekonomik ve siyasi teşkilatlar kurarak  dünya’yı ekonomik ve siyasi olarak yönetmeye devam ederler. Avrupa’da,  ilk adım olarak 1951 yılında, Belçika, Federal Almanya, Lüksemburg, Fransa, İtalya ve Hollanda’dan oluşan 6 üye ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) kuruldu.  1957’de, Roma anlaşması ile işgücü, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımına dayanan Avrupa Ekonomik topluluğunu (AET) kurdular. 1 Ocak 1958 tarihinde Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM) kuruldu. Yukarıda belirtilen üç kuruluş 1965 yılında Avrupa Topluluğu’na (AT) dönüştürüldü.  Avrupa Topluluğu, 1 Kasım 1993  Maastricht Antlaşması ile Avrupa Birliği (AB) adını  aldı.

Batılı sanayileşmiş emperyalist ülkeler, ekonomik ve siyasi çıkarlarını korumak için gerektiğinde dünyanın herhangi bir yerine müdahale etmek üzere NATO askeri yapılanmasında kurarak operasyonel olarak hazırda tutarlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir