Arguvandan

1970’lerdeki Petrol Krizi ve Yokluklar

 Yemen iç savaşında,  ordusunun 70 bin kişilik en seçkin birliklerini Yemen’de görevlendiren Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdül Nasır, 1967 yılında 6 gün savaşları olarak bilinen Arap – İsrail savaşına hazırlıksız yakalanır. İsrail, 5 Haziran 1967 günü beklenmedik bir hava saldırısı ile bir kaç saat içerisinde Mısır’ın 300’den fazla  savaş uçağını vurarak hava üstünlüğünü ele geçirir ve savaşın kazananı İsrail olur.

İsrail’in kuruluşundan itibaren, girdikleri her savaşta yenilen araplar (Mısır, Suriye, Ürdün, Irak ve diğerleri)  1967 yılında kaybettikleri toprakları tekrar kazanmak, ülkede ve uluslararası kamuoyunda itibar kazanmak için yeni bir Arap – İsrail savaşına hazırlanırlar.

Mısır Hava Kuvvetleri 6 Ekim 1973 günü  220 savaş uçağı ile  Yom Kippur (Yahudilikte yılın en kutsal günü kabul edilir) gününde  İsrail’e saldırır. Bu defa İsrail savaşa hazırlıksız yakalanmıştır. Savaşın ilk haftasında Araplar (Mısır, Suriye, Ürdün, Irak) İsrail’e karşı üstünlük sağlar. Ancak, ABD, İngiltere ve bazı Avrupa ülkelerinin İsrail’e hava koridoru kurarak askeri yardım sağlamaları sonucunda önce denge sağlanır ve daha sonra İsrail savaşta üstünlük sağlar.

Sanayileşmiş Avrupa ülkeleri ve ABD savaşta İsrail’in yanında yer alması üzerine, arap ülkeleri İsrail’in yanında yer alan devletlere, İsmet İnönü’nün (kendi silahınızı kullanın) önerisi üzerine petrol ambargosunu  uygularlar.

Sanayileşmiş ülkeler, ihtiyaç duydukları petrolü temin etmekte sıkıntı çekince dünya da petrol krizi yaşanır.  Petrol krizi ekonomik krize dönüşür, petrol fiyatları dört kata kadar çıkar.

Dünya’da yaşanan kriz, ülkemizde de kendisini çok ağır hissettirir. Petrol ve ürünlerinde kuyruklar oluşur. Ülkemizde bir çok gıda maddesini bulmakta sıkıntı yaşanır. Ülkemizde devletçilik ilkesi ve kamu maliyesi sıkı bir disiplin altında olduğu ve borçlanmalar katı kurallara bağlıdır. Bu nedenle hükümetler borç para bulmak da sıkıntı yaşadılar. Döviz sıkıntısı da had safhaya ulaşır. Aşık Mahzuni Şerif  ülkenin durumunu “yiğit muhtaç olmuş kuru soğana” ifadesi ile anlatır. Zamanın Başbakanı Süleyman Demirel’in ifadesi ile ülke “ ülke 70 cente muhtaç” diye ekonomik sıkıntının büyüklüğünü ifade eder.

11 Kasım 1922’de başlayan Lozan Barış görüşmelerinin 2. turunu hatıralarında anlatan İsmet İnönü İngiltere Dışişleri Bakanın ve heyet başkanı Lord Curzon ile aralarında sert tartışmaların yaşandığını belirterek Lord Curzon’un şu cümlesine dikkat çeker “Yarın harap bir memleketi imar etmek için önümüzde diz çökeceksiniz. Bizden yardım istediğiniz zaman, bugün reddettiklerinizi birer birer çıkarıp önünüze koyacağım” der.

1970’lerdeki kıtlık, yokluk ve kuyrukların asıl sorumlusu o yıllardaki siyasi partiler ve siyasi iktidarlar değil,  AB, IMF, Dünya bakası gibi uluslararası kuruluşları havuç  gibi kullanarak, NATO’yu da silah olarak  kullanarak ülkemizi 12 Eylül 1980 darbesi ve 24 Ocak 1980 kararları ile ülkemiz uluslar arası pazara açılarak tam da  Lord Curzon’un  istediği yere getirilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir