Arguvandan

Cumhuriyete ve Atatürk’e Kimler Karşı

31 Mart Vakası olarak bilinen (Rumi Takvim’e göre 31 Mart 1325, Miladi Takvime göre 13 Nisan 1909) olayları başladığı için Rumi Takvim’in isabet ettiği adı ile anılır.

1908 yılında meşrutiyetin ilanı ile birlikte yeni bir siyasal yapılanma ve yeni siyasal yapılanmadan rahatsız olan karşı bir siyasal yapıda  ortaya çıkar. İki siyasal yapının ortaya çıkması ile sivil toplumda, ordu içinde ve kamu kurumlarında kutuplaşmalar başlar. Bu ayrışma, gerginliklere ve sonuç olarak isyana dönüşür.

Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’da bir çok küçük ayaklanmalar başlar. İngilizlerin desteği ile 7 Ekim 1908’de Fatih Camisi’nde Kör Ali ve İsmail Hakkı adlarında iki hocanın arkasına takılan halk Yıldız Sarayına kadar meşrutiyet aleyhinde irticai gösteri yaparlar(isyan ederler).

İsyan haberini alan Selanik’teki üçüncü Ordu,  Edirne’de bulunan İkinci Ordu ve  Rumeli halkından oluşan gönüllülerle birlikte İstanbul’a doğru ilerlemeye başlar. Hazırlanan bu orduya  Mustafa Kemal “Harekat Ordusu” ismini verir. Harekat Ordusunun kurmay başkanlığını Mustafa Kemal yapmaktadır.23-24 Nisan günü Harekat Ordusu, gerici isyanı bastırır, isyancıları yakalayarak yargılanır, hapis ettirirler.

31 Mart ayaklanmasının bastırılması ile birlikte İngiliz destekli irticacıların meşrutiyet, Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet ve bağımsızlık karşıtlığı başlar.

Birinci Dünya Savaşından sonra Mustafa Kemal Atatürk tarafından başlatılan kurtuluş savaşına karşı emperyalistlerin desteği ile irticai ve gerici çok sayıda ayaklanmalar yaşanır, her defasında hezimete uğrayan Cumhuriyet karşıtları, dış güçlerin desteklediği  gericiler bir çok kayıplar verirler. Gericilerin kayıp sayıları arttıkça Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının gözünü kan ve intikam hırsı bürür.

Günümüzde  bu kadar çok, bu kadar acımasız, bu kadar tarih bilmez, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının olmasının nedenleri arasında çağdaş eğitimden nasibini almamış cahil bir kitlenin bulunması, kendi hayallerinin kurabilecek bilgi birikiminin olmaması, kendi  yaşam ve kurtuluş hayallerini ABD, İngiltere ve AB’de görmelerinden kaynaklanmaktadır.

Cumhuriyetin yetiştirdiği ünlü hiciv ustası Neyzen Tevfik (Tevfik Kolaylı) Osmanlı döneminde istibdata karşı, Cumhuriyet yıllarında ise devrimlere karşı gelenlere ve Atatürk’e söz edenlere şöyle seslenmiştir.

Ne ararsın Tanrı ile aramda

Sen kimsin ki orucumu sorarsın?

Hakikaten gözün yoksa haramda,

Başı açığa niye türban sorarsın!

 

Rakı, şarap içiyorsam sana ne.

Yoksa sana bir zararım içerim.

İkimiz de gelsek kıldan köprüye

Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

 

Esir iken mümkün müdür ibadet?

Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et.

Senin gibi dürzülerin yüzünden,

Dininden de soğuyacak bu millet.

 

İşgaldeki hali sakın unutma,

Atatürk’e dil uzatma sebepsiz.

Sen anandan yine çıkardın amma,

Baban kimdi bilemezdin şerefsiz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir