İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bunları Kral’a Sakın Anlatma

Dünyada demokrasilerin geliştiği, halkın sözde yönetime katıldığı  bir dönemde, hikaye bu ya,  bir kral’da demokrasi rüzgarına kendisini kaptırmış, artık halk kendi kendisini yönetsin, bende  denetleyeyim  diye düşünmüş.  Halkın kendi kendini yönetmesi için uygun ortamı sağlamış.

Partiler kurulmuş, seçimler yapılmış, milletvekilleri seçilmiş, derken kral hükümeti kurmak için en çok oyu alan partinin başkanını hükümeti kurmakla görevlendirmiş.  

Hükümet kurulmuş,  güven oyu alarak görevine başlamış, bir süre sonra ülkede rüşvet,  yolsuzluk söylentileri  ayyuka çıkmış, daha sonra  terör olayları baş göstermiş. Hükümet ne yapsa kamu düzenini sağlayamamış. Hükümet başkanı milletvekillerinin görüş ve önerilerini almak istemiş. Milletvekillerinden bazılar şu bakanın başarısız değiştir, diğeri milletvekili   bu bakanın başarısız değiştir demişler. Hükümet başkanı her ne yaptıysa sonuç alamamış. Hükümet başkanı görüşünü almadığı son bir kaç kişiden içlerinde  en yaşlı olanının tecrübesinden faydalanmak için görüşmek istemiş. Yaşlı milletvekili ile randevulaşmışlar, randevu saati geldiğinde buluşmuşlar. Hükümet başkanı hal hatırdan sonra konuya girmiş. Sayın vekilim siz meclisimizin en yaşlı üyelerindensiniz, bir konuda düşüncenizi almak istiyorum demiş.

Milletvekili, siz bir hükümet başkanısınız, okumuş, yazmış benden daha bilgilisiniz, benden ne fikir alacaksınız ki demiş.

Hükümet başkanı, olsun, olsun sizin tecrübenize ihtiyacım var demiş.

Milletvekili , buyur anlat bakalım,  demiş.

Hükümet başkanı, sayın vekilim, ben hükümeti kuralı kamu düzenini sağlayamadım, rüşvetin, yolsuzluğun, terörün önüne geçemedim. Ne yapacağım bilemiyorum demiş.

Milletvekili, ben çocukken babam ölmüş, okur yazarlığım yok, elim iş tutuğunda kuzu koyun çobanlığı yapmaya başladım,  hayat tecrübemde yok demiş.

Hükümet başkanı, tecrüben vardır mutlaka anlat bakalım diye ısrar etmiş.

Milletvekili, ben kendi hikayemi anlatayım sana, faydası olacaksa demiş. Ben kuzu çobanıydım, koyun çobanı oldum, çalıştım çalıştım çok zengin oldum,  zengin olunca çevremde genişledi. Milletvekili seçimleri olunca aday oldum, halk beni seçince işlerimi çocuklarıma bıraktım, bende buraya geldim.

Ben buraya gelince bizim çocuklar işleri nasıl yürütüyorlar diye takip etmeye de başladım.

Bir gün oğlum bana bir soru sordu, baba sen çobanlık yaptığın zaman hiç koyunları kurt’un kaptığı oluyormuydu dediler. Ben hayır oğlum, şimdiye kadar ne kuzu, ne koyun kurt’a vermedim dedim. Oğlum, baba ne yaptıysak her gün iki koyunumuzu kurt  kapıyor engel olamıyoruz dediler.  Bildiğin gibi bizim iki köpeğimiz var, koyunları kurtlardan korumak için iki köpek daha aldık,  ancak yinede kurtlara engel olamıyoruz.  Akşam yatarken köpekleri sürünün dört yanına dağıtıyorum , sabah kalkıyorum iki koyunu yine kurt kapmış dediler.

Bende, oğlum köpeklere dikkat et, bunda  bir yanlışlık var, nerede yanlış yapıyorsanız  mutlaka onu bulun  dedim.   

 Oğullarım, o gece yatmazlar, köpekleri takip ederler, gece yarısı iki tane kurt gelir, biri  derenin içerisinde ulumaya başlar, diğer kurt  sürüye yaklaşır,  yeni aldıkları köpeğin biri nöbet yerini terk ederek  deredeki  uluyan dişi kurdun yanına gittiğini görürler, bu arada sürünün yanındaki kurt  koyunları alır.

Oğullarım, sabah olayı bana böyle anlatılar, bende siz bu köpekleri almadan önce,  bu köpeklerin mutlaka  kurtla bir ilişkisi vardı, sürüyü bırakıp dişi kurdun yanına giden  köpeği vurun dedim.

İkinci gün diğer köpeği takip ederler, bu defa da diğer köpek,  derede uluyan dişi kurdun yanına  gider ve yine diğer kurt iki koyunu alır.

Sabah yine koyunları kurdun kaptığını anlatınca ben, diğer köpeğinde kurt’la  ilişkisi var, onuda  vurun dedim.

Daha soraki gün, yine koyunları kurdun  kaptığını söylediler.

Bende, mutlaka diğer köpekler,  bizim önceki köpekleride alıştırdı,  onlarıda  vurun ve kurt’la görüşmemiş yeni köpekler alın dedim.

Oğullarım, kurtlarla tanışmış köpekleri vururlar, kutrlarla tanışmamış yeni köpekler alırlar, kurtlar sürüden bir daha koyun alamazlar.

Milletvekili, bence, sürüyü yönetmekle, devleti yönetmenin arasında bir fark yok demiş.

Hükümet başkanı, sayın vekilim,  ola ki kral seninle görüşmek ister, bunları kral’a  sakın anlatma demiş. 25.04.2020

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir