Arguvandan

Dilenciye Kıtlık Yok

Çin’in çok güçlü bir imparatoru varmış, ya da kendisini güçlü hissedermiş. Aslında çok korkakmış. Korkaklığını gizlemek için, Halka büyük baskılar yaparmış. İmparatorun haberi olmadan kimse bir şey yapamazmış. İmparatorun, ülkenin her yerinde, her toplumunun içinde adamları, ajanları varmış. Bu ajanlarla,  farklı düşünenleri kaşla göz arasında ortadan kaldırtırmış. Tabi arada birde, ibret olsun diye imparatorun emirlerine uymayanları, şehirin meydanında halka açık idam eder, bazılarınıda halkın gözü önünde işkence ile öldürtürmüş.

İmparator, güvenliğinin sağlanması için emniyet güçlerine, askerlere çok büyük maaşlar verirmiş.

Şehrin emniyetinden sorumlu emniyet amiri, şehrin emniyetini sağlamak için daha fazla istihbarat

toplamaya ihtiyaç duymuş. Şehrin işlek bir caddesine,  dilenci kıyafetinde bir elemanını bırakarak istihbarat toplamasını istemiş.

Güvenlik elemanı dilenci kılığına girerek oturmuş, önünede bir mendil açmış,  görevini yapmaya başlamış. Caddeden,  gelen geçen para atmış. Paranın çok geldiğini gören dilenci, istihbarat yapacağına ne kadar çok para geldiğini düşünmeye başlamış. Akşam eve gidip topladığı parayı saymış o kadar çok para kazanmış ki hayretler içinde kalmış. İkinci gün, üçüncü gün derken bir hafta geçmiş. Güvenlik görevlisi tam dilenciliğe alışmış.

Bir hafta, sonra eminyet amir gelmiş, gel bakalım halkın nabzını ölçebildinmi, halkın imparator hakkında düşünceleri nasıl, memunlarmı?  diye sormuş. Dilenci, ben halkı falan bilmem ama dilencilikte çok para var, polislikten bir ayda kazandığımı burada bir kaç günde kazandım. Dilenciliğin riski yok, mesaisi yok, hesap soranı yok, dilenciye kıtlık yok, ben polislik görevimden istifa ediyorum demiş.

İstifa etmiş, dilenciliğe başlamış.

Hayretler içinde kalan emniyet amiri, acaba bendemi dilencilik yapsam diye ciddi ciddi, düşünmeye başlamış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir