Arguvandan

İsrail’in Kuruluşu Arap – İsrail İlişkilerinin Dünü ve Bugünü

  •       Vatansız olan Yahudiler, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde dağınık olarak yaşıyorlardı, bir ulusal devlet kurma düşünceleri vardı ancak devlet kuracak toprakları yoktu.
  •       Çok büyük ekonomik güce sahip olan Yahudilerin varlığından Avrupalı devletler rahatsızdı. Avrupalı devletler, Yahudileri topraklarından çıkarmanın yollarını uzun yıllar aradılar. I.Dünya savaşının sonunda yenilen Osmanlı İmparatorluğu’nun, Filistin topraklarından çekilmesini fırsat bilen İngiltere  2 Kasım 1917 deki Balfour Deklarasyonu’nu yayınlayarak Filistin topraklarında İsrail “vatanı” oluşturulması konusunda desteğini ilan eder.
  •       Birleşmiş Milletler, 1920 yılında Filistin topraklarında İngiliz mandasını kabul eder. Filistin topraklarında İngiliz desteğini arkasına alan Yahudilerin göçü hızlanır.
  •       1930 – 1940 yılları arasında Almanların, Yahudilere uyguladığı soykırım nedeniyle Filistin’e göç daha da hız kazanır.
  •       1947 yılında ABD’nin desteği ile Filistin’de biri Yahudi (İsrail) diğeri Arap (Filistin) iki devletin kurulması Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilir.
  •       İngiltere, mandası altında bulundurduğu Filistin topraklarından 14 Mayıs 1948 gece yarısı çekilir.
  •       14 Mayıs 1948 günü BM paylaşım planı gereği, Filistin’de bulunan Yahudiler İsrail Devleti’nin kuruluşunu ilan ederler.
  •       24 saat sonra Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak orduları saldırıya geçerek İsrail topraklarına girdiler. Ancak yenilen taraf araplar oldu. BM’in  taksimi sonunda %56 toprağa sahip olan İsrail, toprağını genişleterek %78’e çıkardı. Yüzbinlerce Filistinli göçmen komşu devletlere göç etmek zorunda kaldı.
  •       Türkiye, 28 Mart 1949’da İsrail’i resmen tanıyan ilk Müslüman devlet oldu.
  •       Suudi Arabistan ve Ürdün’ün  kraliyet aileleri, Suriye ve Mısır liderlerine karşı darbe girişimleri konusunda çalışmalar yapıyorlardı. Suriye ve Mısır devlet başkanları kendi iktidarlarını korumak için içişlerine yoğunlaştılar.
  •       Mısır, 1962 – 1970 yılları arasında Kuzey Yemen iç savaşına müdahale eder ve ordusunun büyük bölümünü buraya konuşlandırır.
  •       Mısır Devlet Başkanı Nasır, Mısır’la İsrail arasındaki BM barış gücünü sınır dışı ederek  “Eğer İsrail bizi savaşla tehdit ediyorsa, ona hodri meydan’ diyoruz” dedi.
  •       Mısır Devlet Başkanı Nasır, ABD ve Sovyetler Birliği’ne “ilk kurşunu Mısır sıkmayacaktır” sözünü verdi.
  •       5 Haziran 1967 sabahı İsrail orduları; Mısır, Suriye ve Ürdün hava üslerine ilk saldırıyı başlatarak hava üstünlüğünü eline geçirir.
  •       1967 Ağustos sonunda yapılan Hartum zirvesinde Arap liderlerin kendilerini küçük düşüren İsrail ile anlaşmaya hiç niyeti yoktu. “Müzakere yok, tanıma yok, barış yok” derler.
  •       20 Eylül 1970 tarihinde, Suriye zırhlı birlikleri Ürdün’ün kuzeyine saldırı düzenler.
  •       Ürdün Kralı Hüseyin’in, Amman’daki İngiltere büyükelçisi aracılığıyla Ürdün’ün kuzey sınırına saldıran Suriye zırhlılarına karşı Ürdün’e yardım etmesi için İsrail Hava Kuvvetlerinden yardım ister.
  •       Ürdün de zorunlu ikamete tabi tutulan Filistinlilerin faaliyetlerinden rahatsız olan Ürdün Kralı Hüseyin, Filistinlileri Ürdün dışına çıkarmak için harekat başlatılır. 1970 Eylül ayında gerçekleşen ve tarihe Kara Eylül olarak geçen harekatta her iki taraftan yaklaşık 7000 kişi ölür. Silahlı çatışmalar FKÖ’nün ve Filistinlilerin 1971’de Lübnan’a sürülmesine kadar devam etti.
  •       Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad ve Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat, hem kaybedilen toprakları geri almak hem de 1967’deki yenilgiyi unutturmak için İsrail ile savaşmaya karar verdi. 
  •       Mısır ve Suriye Kuvvetleri 6 Ekim 1973’te İsrail’e ait askeri hedefleri vurmaya başlar. Hazırlıksız yakalanan İsrail savaşın ilk haftasında toprak kaybetse de devamında cephede dengeyi sağlar ve karşı taarruza geçer. Irak, Suudi Arabistan, Ürdün ve Fas’ın Suriye’ye asker göndererek savaşa dahil olurlar. 23 Ekim 1973’te, İsrail 1967 deki sınırlara çekilmesi için ateşkes anlaşması yapılır.
  •       Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat,1973 savaşından sonra İsrail’i tanıyan ilk Arap lider oldu. Mısır ve İsrail 1978 yılının Eylül ayında Camp David Sözleşmesini imzaladılar. Bu sözleşme, 26 Mart 1979 tarihinde Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ve İsrail Başbakanı Menahim Begin tarafından imzalanarak savaş durumuna son verilir.
  •       Ürdün, İsrail’le 26 Ekim 1994 tarihinde de bir “barış anlaşması” imzaladı. 
  •       İsrail’e karşı oluşturulan arap bloğu 1970 yılında Ürdün Kralı Hüseyin’in Suriye’ye karşı, İsrail’den yardım istemesi ile başlayan çözülme 1979 yılında Mısır’ın Camp David anlaşması ile devam etti. İsrail’e karşı radikal duruş sergileyen Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’i saf dışı bırakma çalışmalarına 1990 yılında başlanır ve 2003 yılında Saddam Hüseyin rejimi yıkılarak  İsrail karşıtı bloktan önemli bir devlet daha saf dışı edilir.
  •       İsrail ile Ürdün arasında 1994 yılında yapılan anlaşma ile savaş durumu sona erer.
  •       Lübnan’ın teknik olarak İsrail’le savaş hali devam ediyor ancak etkinliği yok.
  •       Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi, İsrail karşıtı cephede yer alan en radikal duruş sergiliyordu. 2011 Arap Baharı olayları nedeniyle Libya iç savaşa sürüklenerek, İsrail karşıtı bloktan bir devlet daha saf dışına çıkarıldı.
  •       Umman, 1994 yılında İsrail Başbakanı’nı ağırlayan ilk körfez ülkesi oldu.
  •       Filistin, 1993 yılında İsrail’le anlaşma yaparak Yahudi bir ülke olduğunu tanıdı.
  •       Katar, 1996 yılında diplomatik ilişki kurdu.
  •       Suriye, İsrail’le savaş halinde olan bir ülke olarak İsrail’i tehdit eden en ciddi devletti. 2011 yılında ABD,  İsrail ve bazı müslüman ülkelerin Suriye’nin rejimini değiştirmek için  destekledikleri  iç savaş Filistinlilerin yararına değil, İsrail’in yararına olmuştur. Suriye’de iç savaşın yaşaması nedeniyle, İsrail için bir tehdit olmaktan çıktı.
  •       Ortadoğu’da, Filistin halkının desteklenmesi gerekiyorsa, müslüman devletler birbirleri ile savaşmayı, iç işlerine karışmayı bırakmalı, İsrail’e karşı tek yürek olmaları gerekmektedir.
  •       İsrail karşıtı bloku süreç içerisinde dağıtmayı başaran ABD, İsrail ve destekçileri İsrail’in güvenliği ve geleceği için radikal kararlar almaya devam ediyorlar.
  •       ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “Kudüs bölünmeden İsrail’in başkenti olmasını öngören “Yüzyılın Anlaşması” adlı tek taraflı planı dünya kamuoyuna açıkladılar.
  •       Sahada İsrail’i durduramayan Arap ve Müslüman bloku TV kanallarında, sosyal medyada “Yüzyılın Anlaşması”nı tanımayacaklarını yüksek sesle ilan etmek, siyaseten söylenmiş bir söz olmaktan ileri gidemez.
  •     İsrail’le her türlü ekonomik ve askeri ilişkileri sürdürerek Filistin davasına hizmet edilemez.  İsrail karşıtı söylemlerde bulunan ülkeler, Filistin davasına hizmet etmek istiyorlarsa  1948 yılından bugüne kadar sürdürdükleri tutarsızlıklarına son vermeliler. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir