Arguvandan

Tarihte İstanbul ve Çanakkale Boğazları (1)

Tarihte İstanbul ve Çanakkale Boğazları (1)

Karadeniz’i Akdeniz’e ve Avrupa kıtasını Asya kıtasına bağlayan boğazların iktisadi, askeri ve siyasi olarak büyük önemi vardır. İstanbul ve Çanakkale boğazlarının tabii olacağı hukuki sistem o günün şartları gereği sürekli değişkenlik göstermiştir.

Boğazlar tarih boyunca güçlü olan devletlerin sürekli dikkatini çekmiş, her devlet boğazlara hakim olma konusunda çeşitli planlar yapmışlar, savaşlar göze almışlar, devletler arası ya da uluslar arası hemen her toplantıda gündemin ilk maddeleri arasında yerini almıştır.

Boğazlara hakim olan devletler, barış zamanlarında, boğazdan geçen gemilerden geçiş ücreti aldıkları için hakim olan devletlere büyük bir ekonomik girdi sağlıyordu.

Savaş zamanında boğazlara hakim olan devletler kendilerini güvende hisseder,  diğer devletlere karşı askeri ve psikolojik  üstünlükleri tartışılmazdı.

Tarihte boğazların bir çok el değiştirdiği görülmektedir.

Çanakkale ve İstanbul boğazına hakim olma konusunda ısraarlı olan  devletleri şöyle sıralayabiliriz.

Truva savaşının gerçek nedenleri arasında Yunanlıların boğazlara hakim olma isteği sayılabilir.

Boğazlar, Pers’lerin, Atina’lıların ve Isparta’lıların hakimiyet mücadelesine sahne oldu.

Boğazları Roma İmparatorluğu ele geçirmesi ile birlikte küçük devletler bir süre planlarını ertelemek zorunda kaldılar.

Doğu Roma İmparatorluğu kurulduktan sonra boğazların ve İstanbul’un önemi arttı ve Hun’lar, Avar’lar, Sasani’ler ve Arap’lar hücum ettiler, ancak başarılı olamadılar.

Karadeniz limanları ile Avrupa limanları arasındaki ticareti sağlayacak tek su yolu olması nedeniyle Karadeniz ve Avrupa limanlarına hakim olan devletlerin ilgi odağı oldu. Bizans İmparatorluğuna yoğun baskılar neticesinde Venedik, Cenova ve Piza’lı tüccarlar ilk ticari imtiyazı alarak boğazlardan geçişlerde ücret ödememe hakkını kazandılar.

Osmanlı İmparatorluğunun 1321 yılında Marmara Denizinin kıyılarını fehtetmesiyle birlikte deniz ulaşımı ve boğazlarda Osmanlı İmparatorluğu söz sahibi olmaya başladı. 1353 yılında Çanakkale Boğazının her iki yakası ve 1453 yılında İstanbul’un fetedilmesi ile boğazların hakimiyeti Türklerin eline geçti.

1453 – 1774 yılları arasında boğazlarda kesin bir Türk hakimiyeti hüküm sürdü. Ancak Osmanlı İmparatorluğunun duraklama ve gerileme dönemlerine girmesi ile tekrar Avrupa devletleri ve Rusya boğazlarla ilgili talepte bulunmaya başladılar.

1768 yılında çıkan Osmanlı, Rus savaşında osmanlı denizde ve karada yenildiği için 1774’den itibaren Ruslar Karadeniz’de serbest dolaşma ve boğazlardan serbest geçiş hakkı elde ettiler. Osmanlı İmparatorluğunun  üç yüz yıl kesintisiz süren boğaz hakimiyeti kırılmış oldu. Artık bu tarihten sonra uluslar arası her toplantıda boğazlar  gündeme geldi ve her defasında taraflar Osmanlı İmparatorluğundan tavizler koparmaya çalıştılar, zaman zamanda önemli tavizlar kopardılar.

1809’da Osmanlı imparatorluğu ile İngiltere arasında yapılan anlaşma ile savaş sırasında bütün devletlerin savaş gemilerine boğazların kapanması kabul edildi.

İlk defa savaş zamanında boğazların kapalı olması kuralı milletlerarası bir belgede yer aldı.

1826 Tarihinde imzalanan Edirne antlaşmaları ile Rus ve diğer bütün devletlerin ticaret gemilerine, boğazlardan serbest geçiş hakkı tanındı.

1841 Londra konferansı sonunda boğazlardan geçiş, Osmanlı devletinin hukuk kuralları veya Türkiye ile çeşitli devletlerin yaptıkları antlaşma hükümlerine tabi olmaktan çıkarıldı, milletlerarası bir düzene tabi tutuldu.

1914’te başlayan Birinci Dünya savaşında itilaf devletlerinin dostları Rusya’ya deniz yoluyla yardımda bulunmak istemeleri, Boğazları ön plana tekrar çıkardı. Boğazlara hakimiyet arzusu, Türklere Çanakkale savunması gibi parlak bir zafer kazandırdı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir