Arguvandan

Muammer Kaddafi ve Türkiye İlişkileri

Muammer Kaddafi ve Türkiye İlişkileri

Türkiye, 1960 yılında imzalanan anlaşmadan  doğan garantörlük hakkını kullanaran 1974’te Kıbrıs’a askeri müdahalede bulundu.  Türkiye’nin kıbrısa yaptığı müdahaleye İngiltere, ABD ve SSCB gibi büyük devletler harekatın bir ilhak olduğunu ileri sürerek karş çıkarlar.Türkiye dış ilişkilerde yalnızlaştırılmaya çalışılır.  ABD ve NATO ülkeleri Türkiye’ye silah ambarğosu koyar.

Türkiye’nin Kıbrıs’a çıkartma yapması ile birlikte Türk, Yunan ordularının savaşın eşiğine gelir. En ufak bir kıvılcım Türk, Yunan savaşının çıkması için yereli olabilecek aşamaya gelmiştir.

ABD ve NATO, ülkelerinin silah ambargosu ile sarsılan Türkiye, silah tedarik etmek için İran ve Irak’a müracatta bulunur. İran’dan ciddi bir cevap gelmez ancak Irak şöyle der “sizin ihtiyacınız olan silahlar Libya’da var, Libya’ya müracat ediniz” der.

Dışişleri Bakanı Turan Güneş, NATO’da görevli diplomat Taner Baytok’u Libya’ya göndererek silah tedarik edilmesi ile görevlendirir.

Libya lideri Muammer Kaddafi ülkesinde bulunan İngiliz ve ABD üslerini 1970 yılında kapattığını silahların depolarda mevcut olduğunu ifade eder, istedikleri kadar silah yardımında bulunabileceğini belirtir.

Kısa bir süre sonra 4 kargo uçağı silah ve cephane Türkiye’ye gönderilir.

Başbakan Bülent Ecevit, Dışişleri Bakanı Hasan Esat Işık’ı  Libya lideri Muammer Kaddafi’ye teşekkür mektubu göndermek ve alınan silahların ücretini ödemekle görevlendirir.

Muammer Kaddafi Türkiye’ye silahları para karşılığı vermediklerini, istediği kadar silah yardımında bulunacaklarını ifade eder. Aynı zamanda Türk-Libya Petrol anlaşması imzalanır. Anlaşmaya göre, 3 milyon ton ham petrol ve 200 bin ton fueloil’i  uygun fiyatla  vermeyi taahhüt eder.

 29.11.2010 tarihinde AB -Afrika Zirvesi için Libya’da bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Kaddafi İnsan Hakları Ödülü verilir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ödülünü alırken duygularını şöyle ifade eder. “Şahsımdan ziyade, ülkem ve milletim adına teslim aldığım bu ödülün, bölgesel ve küresel ölçekte, insan hakları noktasındaki mücadelemizi teşvik edeceğinden emin olabilirsiniz. Bu vesileyle bölgesel ve küresel ölçekte işbirliğinin geliştirilmesi yönünde gösterdiği gayretlerden ötürü Libya Lideri Muammer Kaddafi’ye şükran ve takdirlerimi ifade etmek isterim. Bu Ödül Töreni ve Avrupa Birliği–Afrika Zirvesi vesilesiyle bulunduğumuz Libya’da, bizlere gösterilen sıcak misafirperverlik için ayrıca müteşekkirim.”

7 Ağustos 2003 yılında The Washington Post gazetesinde Condoleezza Rice tarafından kaleme alınan köşe yazısında Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında  Kuzey Afrika ve Ortadoğuda 22 devletin sınırlarının ve yönetimlerinin  değişebileceği ifade edilir.  

2010 yılı sonlarında ABD tarafından (BOP) düğmeye basılarak Tunus’da sözde “daha fazla adalet ve demokrasi talebi”  ile başlatılan  ayaklanmalar “Arap Baharı” adını alarak  kısa sürede Kuzey Afrika’daki devletlere yayılır.  Arap Baharı 2010 yılı sonlarında Libya’ya sıçrar. Libya’da başlayan sokak protestoları yer yer silahlı çatışmalara dönüşür. ABD ve NATO’nun istediği olmuş, Libya’da kan akmaya başlamış müdahale için ortam hazırlanmaktadır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 17 Mart 2011 tarih ve  1973 sayılı kararına istinaden Libya’ya NATO’nun müdahalesi gerçekleşir.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 28.02.2011 Anadolu Ajansına şu açıklamayı yapar. ”NATO Libya’ya müdahale etmeli midir? Böyle bir saçmalık olur mu yahu? NATO’nun ne işi var Libya’da? NATO mensubu olan ülkelerden birine herhangi bir müdahale yapılması halinde böyle bir şeyi gündeme getirebilir. Bunun dışında Libya’ya nasıl müdahale edilebilir? Bakın Türkiye olarak biz bunun karşısındayız, böyle bir şey konuşulamaz, böyle bir şey düşünülemez” der.   

Erdoğan, 21 Mart 2011’de , “NATO, Libya’nın Libyalılara ait olduğunu tespit ve tescil için oraya girmelidir” der ve Türkiye, batının saldırısına destek verir.  

BM Güvenlik Konseyi tarafından alınan 26 Şubat 2011 tarihli ve 1970 sayılı kararla 17 Mart 2011 tarihli 1973 sayılı karar gereği Libya’da istikrar ve güvenliğin yeniden tesisine etmek için  lüzum, sınır, kapsam, şekil, yöntem ve zamanı hükümetçe takdir ve tespit edilmek kaydıyla TSK’nın yabancı ülkelere gönderilmesi Anayasa’nın 92. maddesi uyarınca 1 yıl süreyle izin istenilmesi Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan tezkere 25 Mart 2011 tarihinde TBMM’de kabul edilir

Tezkerenin TBMM tarafından kabul edilmesi ile birlikte Türkiye 4 firkateyn, 1 denizaltı ve 1 yedek gemi ile harekata katılır.

Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin memleketi Sirte’de  20 Ekim 2011’de  yakalanıp öldürülür.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir