İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Siyasetçiler Geçici Olduklarını Unutuyorlar

24 Ocak kararlarının uygulanması için Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren liderliğinde 12 Eylül 1980’de askeri darbe yapılır.

20 Eylül 1980’de Bülent Ulusu Başbakanlığında kurulan Hükümet’te 24 Ocak Kararlarının mimarı Turgut Özal ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak görevlendirilir.

Turgut Özal 13 Temmuz 1982 günü Başbakan Yardımcılığı görevinden istifa eder.

Turgut Özal, istifa ettikten sonra kurmayı düşündüğü bir siyasi partiye destek sağlamak için ABD’ye gider.

Tarihte 1982 Anayasası olarak geçen yeni anayasa, 8 Kasım 1982’de kabul edilir.

Darbeci generaller, taahhüt ettikleri gibi demokratik sisteme geçmek için çalışmalara başlayınca, Turgut Özal 20 Mayıs 1983 günü Anavatan Partisini (ANAP’ı) kurar.

31 Ekim 1989 günü TBMM tarafından Cumhurbaşkanı seçilen Turgut Özal, kendisinden sonra ANAP’a seçilecek genel başkanı delegelerin iradesi ile seçilmesine fırsat bırakmadan kontrol edebileceğini düşündüğü Yıldırım Akbulut’a ANAP genel başkanlığını bırakır.

CHP eski genel başkanı Bülent Ecevit yasaklı olduğu için, 14 Kasım 1985 günü Rahşan Ecevit emanetci başkan olarak Demokratik Sol Parti’yi kurar. 06 Eylül 1987 referandumunda  Bülent Ecevit’in siyasi yasağının kalkması ile  DSP genel başkanlığı görevini alır.

1983 tarihinde Ahmet Nusret Tuna başkanlığında Doğru Yol Partisi kurulur.  DYP’nin 14 Mayıs 1985’te ki Büyük Kongresi’nde partini (emanetçi) genel başkanlığına AP’nin eski İstanbul il başkanı Hüsamettin Cindoruk seçilir. 06 Eylül 1987 referandumunda  Süleyman Demirel’in siyasi yasağının kalkması ile  DYP genel başkanlığı görevini alır.

Türk siyasi tarihinde örgütlemne hiç bir zaman tabandan başlamamıştır. Siyasal örgütlenmeler daima tavandan başlamış, tabana dikta edilmiştir. Tavandaki siyasi çekişmeler, kafa gol ilişkileri ile Türk siyasetini şekillendirilmeye çalışılmıştır. Türk siyasetinde günlerin değil, saatleri hatta dakikaların önemi çok büyüktür. Seçmenin, üyenin, delegenin özgür iradesi ile oluşmayan siyaset kumpaslar, oyunlar, tezgahlarla şekil verilmektedir.

CHP’de de durum aynı, üst kadroların oluşmasında seçmenin, delegenin özgür iradesinin ciddi etkisi bulunmamaktadır.

CHP’de genel başkan bu güne kadar iki yöntemle değişmiştir. Bir ölüm, ikincisi ise kumpasla genel başkan değişebilmiştir. Bunun dışında  Altan Öymen emanetci olduğu için ayrı tutmak gerek.  1973’de büyük kurultayda İsmet İnönü 35 yıllık genel başkanlık görevini Bülent Ecevit’e bırakmak zorunda kalmıştır.

Türk siyasetinde makamlara, mevkilere seçilenler/ getirilenler kazanılmış hak olarak görüyorlar. O makam ve mevkilerinin kendi adlarına tapulu olduğunu sanıyorlar. Türk siyasetçileri, makam ve mevkilerin halka ait olduğunu, siyasetçiler geçici olduklarını unutuyorlar.

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın