Arguvandan

Senin Bir İmzan Olsun Yeter

Tarihin birinde Kadir diye uyanık mı uyanık biri yaşarmış.  Gözünün gördüğü evi, apartmanı, arsayı, fabrikayı, tarlayı kendinin sanırmış. Kadir, mal sahibi gibi gayet ciddi çevredeki evleri, arabaları, arsaları, tarlaları çok inceler; hakkında yorumlar yapar, projeler üretirmiş. Gelişmeleri iyi takip eder, nerede bir sorun varsa orada bulunur, sorun olmayan yerde sorun çıkarırmış. Sonra da her sorundan kendisine pay çıkarmaya çalışırmış.

Aynı zamanda Doğan isminde büyük  bir tarlası olan adam varmış. Doğan’ın tarlasına komşuları tarafından sürekli tecavüz edilir, Doğan daima rahatsız edilirmiş. Doğan komşu tarla ile çok fazla insanın ilgilendiğini görür, kiminle muhatab olacağına karar veremezmiş.  

Doğan, kendi tarlasının kenarında Kadir’in çok fazla gezdiğini, her işi takip ettiğini görür ve mal sahibi galiba Kadir der,  ben bununla konuşayım beni  rahatsız etmesinler, tarlama  tecavüz etmesinler biz komşuyuz der.

Bir gün Kadir tarlada gezerken, Doğan’da fırsat bu fırsat der yanına yaklaşır, hal hatır sorulur. Doğan konuya girer;

Doğan: Komşu bildiğiniz gibi burası benim tarlam, ancak öfkeli gençleriniz bizi çok rahatsız ediyor, bu komşuluk ilişkilerine yakışmıyor.

Kadir: Nasıl yani sizi neden rahatsız etsinler ki?

Doğan: Vallahi ne bileyim, gençleriniz, çalışanlarınız, sürekli ellerinde ne varsa bizim tarlaya atıyorlar.

Kadir: Ney mesela?

Doğan: Sigara izmariti, çöp, hurda, ellerinde ne varsa, bizim tarlaya atıyorlar.

Kadir: Olur mu?  komşu öyle bir şey, ben asla kabul etmem, tembih ederim bir daha yapmazlar.

Doğan: Yalnız bu söylediklerim olsa canına minnet.

Kadir: Yaaa başka ne yapıyorlar?

Doğan: Sürekli bizim tarlaya geçiyorlar, ektiğimiz ürünlerimizi tahrip edip bir de işçilerimizi bize karşı kışkırtıyorlar

Kadir: Allah, Allah olmaz böyle şey!  Nasıl yapalım var mı bir önerin?

Doğan: Kadir Bey sen bu tarlanın bir kısmını bana sat. Ben şimdiki mevcut sınıra dikenli tel çekeyim, birde senden aldığım tarlanın sınırına dikenli tel çekeyim, dikenli tellerin biri geçerlerse diğerini geçemezler, bende senin bu öfkeli gençlerinden kurtulurum.

Kadir: Bilmem ki aslında tarla benimde değil ama nasıl olacak.

Doğan: Olsun, olsun sen diğerlerini bir şekilde ikna edersin, bende derim ki bu tarlayı ben kadir’den aldım derim, senin yanına gönderirim, onlarda senden korkarlar yanına gelemezler, sorun bu şekilde çözülür.

Kadir: Bilmem olur mu acaba? Peki satayım ancak tapuyu veremem, çünkü tarla benim değil.

Doğan: Olsun olsun bizde senetle alırız. Senin bir imzan olsun yeter.

 Kadir tarlayı satar, Doğan alır. Doğan, tarlaya sınır çekmeye, tel örgü örmeye başlar. Bunu gören asıl mal sahibi Beşir gelir.

Beşir: hayırdır komşu sen ne yapıyorsun bu tarla benim, sen bilmiyor musun?

Doğan: bu tarlayı ben satın aldım artık bu tarla benim der.

Beşir: tarla benim sen nasıl satın alırsın, kim sattı sana?

Doğan: tarlayı ben Kadir’den satın aldım, dünyanın parasını verdim.

Beşir: Beni ilgilendirmez ne kadar para verdiğin, git verdiğin parayı Kadir’den al. Burada kimsenin hakkı yok.

Doğan Kadir’in yanına gider,

Doğan: Kadir’e ben dünyanın parasını verdim tarlayı aldım, tarla senin değil Beşir’inmiş , üstelik senin hiç de hakkın yokmuş,  Beşir tarlayı vermiyor.

Kadir: Doğan ben sana söyledim, sen dinlemedin, ben de sattım.

Doğan:  Tarlayı veremiyorsan, o zaman paramı istiyorum der.

Kadir: O para gitti, onun üstüne bir bardak soğuk su iç, hadi afiyet olsun.

Hikayedeki kahramanların yerine güncel kahramanlar koyup öyle de okuyabilirsiniz. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir