Arguvandan

Allah’ım Fay Hatlarını Ufak Ufak Kır

5,8 İstanbul depreminden sonra herkes kendince bir şeyler yapmak için kolları sıvadı.

Bilim adamları depremin şiddetini ölçtüler,

bir kısmı fay hattı hakkında açıklamalarda bulundu,

bir kısmı 17 Ağustos 1999  depreminden sonra yapılan hazırlıklardan söz etti.

Bir kısmı 1999’da deprem için halktan deprem için toplanan vergilerin, yerinde harcanmadığından bahsettiler.

Birileri’de deprem gerçeğini nasıl ranta dönüştürürüm diye çaba harcadılar.

Bunlardan en garibi Ahmet Mahmut Ünlü idi.

Cübbeli Ahmet, yaptığı duada yüce tanrıdan bir istek, bir talep değilde sanki bir talimat edası ile ATV ekranlarında canlı yayında, tanrıya şu talimatları veriyordu. “Allah’ım sen bu kırılaracak damarları, fay hatlarını ufak ufak kır, bir anda kırma” diyebilme yetkisini kendisinde görebiliyordu.

Dua insanların Tanrı’dan dilekleridir, arzularıdır, temennileridir. Duan’da asla emir kipi  kullanılmaz. İfade edilen “fay hatlarını ufak,ufak kır, bir anda kırma” bunlar emir kipidir. Bu emir kiplerini kullananlar aslında muhattaplarına  (Tanrı’ya, Allah’a) emir vermektedirler. İnancınızda Tanrı emir verilecek bir kişi zat, varlık değildir. Tanrı’dan sadece emir alınır ve alınan bu emirler sorgulanmadan uygulanır.

Halkımız dua diye algıladığı, Cübbeli Ahmet’in bu sözlerinin aslında Tanrı’ya bir emir olduğunu anlaması gerekiyor.

Halkımız dua ile emri, din adamı ile dincileri (dinden geçinenleri) bir birinden ayırdığı zaman gerçekleri  görecek, kutsal dinimiz, bu dinden geçinenlerin tekelinden kurtulduğu gün bizde dinimizi yaşayacağız.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir