İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

12 Temmuz 1947 Beyannamesi

2.Dünya savaşından sonra dünyada olduğu gibi Türkiye’de de demokratik değerler ön plana çıkmıştı. Artık Türkiye’de tek parti döneminin bitmesi, çok partili döneme geçilmesi için çalışmalar başlamıştı.

21 Eylül 1945 günü Adnan Menderes ve Fuat Köprülü’yü CHP’den  ihraç edildi. Bu ihraç kararlarından bir gün sonra Celal Bayar partiden ve milletvekilliğinden istifa etti. CHP, Adnan Menderes,Fuat Köprülü ve Celal Bayar’ı desteklediği gerekçesi ile Refik Koraltan’ıda ihraç etti.

İhraç edilen bu dört kişi Demokrat Partiyi kurarak  CHP’ye karşı ilk ciddi muhalefeti oluşturdular.

İktidar ve muhalefet partisi arasında çok ciddi mücadeleler başladı.  CHP tek parti döneminden kalan alışkanlıklarını devam ettiriyordu.

Muhalefet ise bizde bir siyasi partiyiz bizimde haklarımız var, haklarımızın bize teslim edilmesini istiyoruz diyorlardı.

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tek parti ile özdeşleşmiş olan Recep Peker’i Başbakanlığa atar. Başbakan Recep Peker muhalefete oldukça sert tartışmalara girer. 1947 bütçe görüşmelerinde hükümeti eleştiren Demokrat Parti liderlerinden Menderes’e “maraz bir psikopat ruhun ifadesi”  şeklinde karşılık vermesi  iktidarla muhalefet arasında iplerin kopmasına neden olur. Muhalefet partisi uzun süre meclis oturumlarına katılmaz.

7 Ocak 1947 tarihinde Demokrat Parti kurultayı toplandı. Kurultayda Anayasa’ya aykırı anti demokratik yasaların kaldırılması, yargı bağımsızlığının sağlanması, seçim sisteminin hakim gözetiminde yeniden düzenlenmesini ve Cumhurbaşkanlığ ile Parti başkanlığının ayrılmasını  içeren taleplerinin hayata geçirilmemesi halinde sine-i millete döneceklerini ifade eden karaları alırlar.

Demokrat partinin bu kararları CHP ile arasındaki gerginliği daha da artırır. Demokrat partinin 1 Nisan 1947 de yapılacak olan İstanbul ara seçimlerine katılmak istemesi üzerine Başbakan Recep Peker DP’yi istiklal mahkemeleri ile tehdit eder.

İktidar partisi ile Muhalefet partisi arasındaki gerginliği gidermek için Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Başbakan Recep Peker ve DP Lideri Celal Bayar ile bir dizi görüşme yapar. İsmet İnönü Recep Peker’den çok partili sistemin sağlam temellere oturması için gerekli yasal düzenlemeleri yapmasını talep eder.

Başbakan Recep Peker, İsmet İnönü’nün taleplerini kabul etmemesi üzerine İsmet İnönü “12 Temmuz 1947 Beyannamesi” adı ile anılan beyannameyi radyo ve gazetelere yayımlatır.

12 Temmuz 1947 Beyannamesi Özetle;

 İsmet İnönü Devlet başkanı olarak her iki partiye de eşit mesafede bulunduğunu belirtiyordu. İnönü, “Muhalefet, teminat içinde yaşayacak ve iktidarın kendisini ezmek niyetinde olmadığından emin olacak.  İktidar, muhalefetin kanun haklarından başka bir şey düşünmediğinden emin bulunacaktır”  ifadeleriyle iktidar ve muhalefetin ülke demokrasisine katkı sağlamak için beraber çalışması gerektiğini belirtiyordu.

Bu beyanname ile İsmet İnönü Türkiye’nin yönünün çok partili demokrasi olduğunu, tek partili düzene bir daha dönüş olmayacağını, açıkça ilan etmiş oluyordu.

12 Temmuz Beyannamesinin  ardından Başbakan Recep Peker Ağustos ayının sonunda istifa eder.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir