Arguvandan

İmzayı Attın mı Ertesi Gün Gelmişlerdir

1991 yılında SSCB’nin dağılması ile dünya tek kutuplu düzene geçti. Kendisini dünyanın patronu olarak gören ABD, artık her istediğini yapabileceğini düşündü.
ABD, dünyayı kendisinin ve yakın dostu olarak gördüğü İsrail’in çıkarları doğrultusunda dizayn etmek istedi. Yeni dünya düzenini kurmak üzere projesini Afganistan’da uygulamaya koydu.
Afganistan’dan sonra Irak ile devam etmek istedi. Ancak askeri gücü dünyanın çeşitli yerlerinde aynı anda harekat yapmaya yeterli olmadığını anladı.
ABD’nin kadim dostu İsrail’in güvenliğinin sağlamada kararlı idi. Arap ve Müslüman devletlerle çevrili olan İsrail’in güvenliğini sağlamak için orta doğuda ulus devletlerin parçalanması ve yeni devletlerin kurulması gerekiyordu.
İsrail için en tehlikeli gördüğü devletin Suriye olduğunu düşünüyordu.
ABD, Suriye’nin içindeki etnik farklılıkları körükleyerek iç savaş çıkardı.
ABD, İsrail’e kardeş, dost bir Kürt devleti kurmak ve bu devleti Ak deniz’le buluşturmak istiyordu. Türkiye’nin güneyi ile Suriye’nin kuzeyine PKK-YPG terör örgütü elemanlarını yerleştirdi ve çok büyük askeri ve ekonomik destek sağladı.
Sınırda bulunan terör örgütlerini tehdit olarak gören Türkiye Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekatlarını düzenledi. Suriye sınırını baştan sona güvene alamayan Türkiye Fırat’ın doğusunda kalan hat boyunca teröristleri sınırdan uzaklaştırmak için yeni bir askeri harekat için hazırlıklarını tamamladı.
ABD yıllarca emek verip yetiştirdiği PKK-YPG teröristlerini korumak kollamak için “Barış koridorunu” Türkiye ile ortaklaşa yapmak için mütareke imzaladılar.
Mütarekeyi takip eden ikinci günde 6 ABD askeri heyeti ülkemize geldi.

Ülkemizin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 25 Aralık 1963’de Türkiye Cumhuriyetinin 28 Hükümeti’ni kurar.
İsmet İnönü gazetecilerle yaptığı bir söyleşide ABD ile ilişkilerimizi şöyle ifade eder.

*”Yıl 1963 İsmet İNÖNÜ Başbakan
Daha bağımsız kişilik sahibi dış politika izlenmesini istiyorsunuz.
Herkes aynı şeyden söz ediyor.Nasıl yapacağım ben bunu?
Karar vereceğim ve işi teknisyenlere havale edeceğim.
Onlar ayrıntılı çalışmalar yapacaklar ve öneriler hazırlayacaklar.
Yapabilirler mi? bunu.
Hepsinin çevresinde uzman denen yabancılar dolu.İğfal etmeye çalışıyorlar.
Başaramazlarsa işi sürüncemede bıraktırıyor lar.
O da olmazsa karşı tedbir alıyorlar.Bir görev veriyorum. Sonucu bana gelmeden Washington ‘un haberi oluyor.
Sonucu memurumdan önce Amerikan Büyük elçisinden öğreniyorum.
Bağımsızlık savaşından sonra barış antlaşmasına da esas mücadele bu uzmanlar konusunda oldu.
Yoksa sınırlar fiili bir durum idi.Tazminat işini iki devlet Yunanlılarla aramızda çözerdik.
Bütün mücadele idaremize saldırı yüzünden çıktı.
Bir tek uzman vermek için büyük ödünlerde bulunmaya hazırdılar.
Dayattık biz onların neden ısrar ettiklerini biliyorduk.
Onlar bizim neden inat ettiğimiz biliyorlardı.
Böyledir bu işler.
Peygamber edasıyla size dünyaları vaad ederler.
İmzayı attın mı ertesi gün gelmişlerdir.
Personeli gelmiştir, teçhizatı gelmiştir, üsleri gelmiştir.
Ondan sonra sök sökebilirsen.

Gitmezler ancak bu sorunun üzerine vakit geçirmeden eğilmek gerekiyor.
Yoksa ne bağımsız dış politika, ne bağımsız iç politika güde bilirsiniz.
Havanda su döversiniz.
Bunu denediğinizde başımıza neler geleceğini kestiremem. der

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir