Arguvandan

Onlar Ortak, Biz Pazar Olacağız

Avrupalı devletler 1. Dünya savaşının sonunda  gördüler ki dünya da askeri ve ekonomik  iki önemli güç var, biri Amerika diğeri Rusya.

Avrupa devletleri bu iki süper gücün arasında sıkışmış kalmışlardı. Avrupa devletleri bu iki süper güce karşı nasıl varlıklarını sürdüreceklerini düşünürken 2. Dünya Savaşı çıkar. Birinci ve ikinci dünya savaşlarının nedenleri  arasında pazar paylaşımı önem kazanmaktadır.

Avrupa bu savaşlarda büyük yıkım yaşar. Avrupa devletleri; Avrupa içerisinde barışı, demokrasiyi inşa ederek pazarlarını koruyabilecekleri ve hatta pazarlarını genişletebilecekleri,  görüşü ağırlık kazanır. Ürettikleri  malları, dünya piyasasına en iyi şartlarda satmayı  planlarlar.

Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman, 9 Mayıs 1950’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nun (AKÇT) kurulmasını önerir.

Avrupa bütünleşmesinde ilk adım,  Belçika, Federal Almanya, Fransa, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda’nın kömür ve çelikte ortak pazar kurmak üzere Roma Antlaşması’nı imzalayarak ekonomik birlikteliğin yasal zemin oluşturulur.

Türkiye, 1959 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğuna (AET) üye olmak  içinde girişimde bulunur.

Türkiye 12 Eylül 1963’de Avrupa Ekonomik Topluluğu ile Gümrük Birliği’ne götürecek ve tam üyeliği sağlayacak olan Ortaklık Anlaşması (Ankara Anlaşması) imzalar.

Türkiye’nin  Avrupa Birliğine, Ortak Pazardan faydalanması, ihtiyaç fazlası ürünlerini, Avrupa Birliği ülkelerine, ihraç ederek ülke ekonomisini geliştirmeyi planlar. Ancak süreç Türkiye’nin düşündüğü gibi işlemez. Türkiye’nin  üretimi az, tüketimi çok olduğu için sürekli dış ticaret açığı verir.

Eski başbakanlardan Bülent Ecevit’e,  gazeteciler ortak pazar konusunda görüşlerini sorar.

Bülent Ecevit konu ile ilgili şu cevabı verir “Onlar ortak, biz pazar olacağız.” der. Ortak pazar olarak kurulan  zaman içerisinde “Avrupa Ekonomik Topluluğu” ve “Avrupa Birliği” ismini alan, Avrupa Birliğinin gerçek yüzü  büyük bir ustalıkla halktan gizlendi.  Tarihi süreç içerisinde Avrupa Birliğine girmek uğruna ülkemiz,  Ege ve Kıbrıs konusunda  çok büyük baskılara maruz kaldı.

Ülkemizin 1959’dan bu güne Avrupa Birliğine ortak olmadığı gibi, Bülent Ecevit’in deyimi ile Avrupa’ya pazar olduğu aşağıdaki tablo incelendiğinde dış ticaret açığının büyüklüğü gerçekten pazar olduğumuzun  göstergesidir.

 

Yıl İhracat Rakamı İthalat Rakamı Dış Ticaret Açığı
1959 353.799.000 $ 469.982.000 $ 116.183.000$
1965 463.738.000 $  571.953.000 $ 108.2015.00$
1970 588.476.000 $ 947.604.000 $ 359.128.000$
1975 1.401.075.000 $ 4.738.558.000 $ 3.337.483.000$
1980 2.910.122.000 $ 7.909.364.000 $  4.999.242.000$
1985 7.958.010.000 $ 11.343.376.000 $ 3.385.366.000$
1990 12.959.288.000 $ 22.302.126.000 $ 9.342.838.000$
1995 21.637.041.000 $ 35.709.011.000 $ 14.071.970.000$
2000 27.774.906.000 $ 54.502.821.000 $ 26.727.915.000$
2005 73.476.408.000 $  116.774.151.000 $ 43.297.743.000$
2010 113.883.219.000 $ 185.544.332.000 $ 71.661.113.000$

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir