Arguvandan

Emperyalistler gıdayı nasıl kontrol ediyorlar

Emperyalist batı dünyayı kontrol etme girişimine 1492 yılında Amerika’yı keşif ederek başlar. Amerika’yı keşif eden batı, kendisini engelleyecek güç olmadığını görünce, keşif hareketi işgal, sömürü  ve ilhak’a dönüştü.

Dünyada başlayan sanayi devriminden sonra, ülkeler arasındaki ticaret yolları kısalır, ulaşım hızlanır.

Eğitim yaygınlaşır,eğitimin kalitesi yükselir, insanlarda tarih bilinci oluşur, milliyetçilik duyguları gelişir.

Bu gelişmeler,  emperyalizm karşısında direnmeyi de beraberinde getirir.

Emperyalizme karşı gösterilen bu dinreç, dünyada paylaşım savaşlarına neden olur.

Paylaşım savaşları çok kanlı ve masraflı olduğu için, emperyalistler dünyayı kontrol etmenin yollarını ararlar.

İlk önce, enerji kaynaklarını ve yollarını kontrol etmekle dünyayı kontrol edeceklerini düşünen emperyalistler, enerjiyi kontrol ettiklerinde devletleri kontrol ettiklerini görürler.

Emperyalistler tarafından kontrol edilen ülkelerde bir süre sonra halk tarafından,  emperyalizme tepkiler başlar, bu tepkilerden emperyalistler  huzursuz olurlar. Artık ülkeleri kontrol etmenin  sömürüyü devam ettirmelerine yetmeyeceğini görürler.

Bu aşamadan sonra,ülkelerde yaşayan insanların her birinin de kontrol edilmesi gerektiğine inanırlar.

Bunun üzerine halkı kontrol edebilmek için, halkın beslenme kaynaklarını,  yani gıdayı kontrol etmeleri gerektiğini anlarlar ve çalışmalarını bu yönde sürdürürler.

ABD eski dışişleri bakanı  Henry Kissinger  1970 yılında  “Gıdayı kontrol edersen insanları kontrol edersin” demektedir.

Bu söylem üzerine, emperyalistler genetiği değiştirilen tohumlardan daha fazla ürün alınabileceği yalanını ortaya atarlar. Laboratuar ortamında üretilen ve kendi firmalarının ilaçlarına ihtiyaç duyan tohum ürettiler. Tohumu alan ilaçlarlıda almak zorunda kalarak tekel oluşturdular.

Az gelişmiş ve geri kalmış ülkelere patentsiz tohum ekmeme konusunda baskı yaparlar ve yasal düzenleme yaptırırlar. Üreticilere tohum saklamamaları,patentli tohumların daha çok ürün verdiği konusunda telkinde bulunurlar, kanuni ve kanun dış yaptırım uygularlar. GDO’su değiştirilen tohumlardan alınan ürünlerin  bir sonraki yılda çimlenme özelliğini yok ederek üreticileri her yıl kendilerine bağlı kılarlar.

Yer yüzünde ne kadar tohum varsa patentleştirip kontrol altına alınmasını ilke edindiler.Bu sistemle artık her insanı kontrol edebilecek seviyeye erişirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir