İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Borç

Zamanla değer kazanacak bir mal’a, menkule sahip olmak için aylık yada yıllık belli miktar faiz karşılığı alınan ödünç paraya borç denir.

İki çeşit borç vardır.

birinci çeşit borç geri ödenebilirliği olan, üretime yönelik borçtur, bu borç çeşidine “iyi bor甑da denebilir.

İkinci çeşit borç ise ödenebilirliği olmayan, üretime yönelik alınmayan, lüks yaşam ve bir önceki borcu ödemek amacı ile alınan borçtur  bu borca “kötü” borç da denebilir.

Borç alıp verme kişiler arasında olduğu gibi, kurumlar arasında, hatta devletler arasında da olabilmektedir.

Borç alınan veya verilen paranın belli bir bedeli vardır, buna faiz denir.

İnsanlık tarihi boyunca, borç alma veya borç verme, insanların ekonomik sıkıntılarını giderme, refaha kavuşturma amacı ile  daima olmuştur.  Çevremizde iyi borç örneğine sıkça rastlanabilir.

Kötü borç’a  ise tarihimizde sıkça rastlamak mümkündür.

Osmanlı İmparatorluğunun borçları, Andan Menderes döneminde alınan borçlar, Marsahall planı çerçevesinde alınan borçlar, IMF’den ve Dünya Bankasından alınan borçlar vs. gibi.

Biz Osmanlı İmparatorluğu döneminde alınan borçları kısaca incelemeyi düşünüyoruz.

Çağımızda borç alma ve borç verme sistemi değişime uğradı. Borç veren kişilerin veya kurumların amaçlarında farklılıklar oluştu. Borç veren kişi veya kurumlar borç alan kişi ve kurumların, ekonomisini, siyasetini  kontrol eder duruma geldiler.

Borç  verenler insani duyguları bir kenara bırakarak sömürü amacına yöneldiler.

Yüksek faizle ülkelerin üzerinde egemenlik kurdular.

Borç alan kişi veya kurumları borçlarını ödeyemez duruma getirmek için ellerindeki parayı silah olarak kullanmaya başladılar.

Bankerler, bankalar, finans sektörleri oluştu.

Borç ülkeleri o kadar tehdit etmeye başladı ki devletin en yetkili adamları borç almak için finans sektörlerinin ayağına gitmek, hatta yalvarmak zorunda kaldılar.

Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde imparatorluğun mali yapısının bozulması üzerine padişah Abdülmecit 4 Ağustos 1854’de 5 milyon İngiliz Lirası tutarındaki ilk borç anlaşmasını imzaladı.

Alınan borçlar üretime yönelik değil, lüks harcamalara yönelik harcandığı için borcun anaparası dahi ödenemez oldu. Devlet 6 Ekim 1875 tarihinde  iflasını ilan etti. Osmanlı bütün iç ve dış borç ödemelerini beş yıl içerisinde yarıya indirdi. Ancak bu borçları da ödeyemeyince 1881 yılında “Düyun-u Umumiye” adıyla bir örgüt kurarak  alacaklılar borçlara karşı gösterilen teminatların gelirlerini toplamaya başladılar.

Osmanlı İmparatorluğu 1914 yılına kadar 41 borç anlaşması imzaladı ve 104 milyon 212 bin Osmanlı Lirası borçlandı. Osmanlı İmparatorluğunun 1914 yılı bütçesi 30 milyon Osmanlı lirası olduğu düşünüldüğünde Osmanlı maliyesinin son durumu daha  net ortaya çıkıyor.

Borç batağına giren Osmanlı İmparatorluğu 1911-1912 Balkan, Trablusgarp ve 1914 yılında başlayan  birinci Dünya Savaşına girmek zorunda kaldı ve savaşlardan önce 1.710.000 Kilometre kare olan toprağı 780.000 kilometre kareye kadar geriledi, yani 970.000 kilometre kare toprak kaybetti.

Sonuçta kötü borç nedeniyle koca bir imparatorluk yıkıldı ve alınan borçları’da yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ödemek zorunda kaldı.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir