İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sözde Demokrasi oluyor

Sözde Demokrasi

Sosyal hayatta işi ehline verebilmek için insanlar tarih boyunca bir çok yöntem denemişlerdir.

İlk çağlarda;

Toplumların yönetim şekli feodaliteye dayandığı için genellikle feodalitenin başında bulunan kişiler kendilerine kan bağı olarak yakın kişileri önemli görevlere getirmişlerdir. Bu yönetim tarzında bilgi,başarı, kariyere önem verilmemiş,  aranan nitelik hangi kabileye, kime ne kadar yakın olmasına bakılmıştır.

  • Birinci örnek Doğu Roma/Bizans imparatoru Arcadius ile karısı Aelia Eudoksia’‎nın en büyük oğlu. Babası Arcadius’un 408 yılında ölmesi üzerine 7 yaşında tahta geçti.
  • İkinci örnek MÖ. 134 yılında doğan 6. Mithridates, 14 yaşında Pontus kralı olarak Anadolu’da 57  yıl hüküm sürdü.

Ortaçağda;

  • İşi yapabilecek kapasitesinin olup olmadığı,eğitim ,tecrübesi dikkate alınmamıştır. Örnek olarak 1648 yılında henüz 6 yaşında padişah olabilen 4. Mehmet gösterilebilir,liyakat aranmadı.
  • Genç Osman, 3 Kasım 1604 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. 14 yaşında iken Osmanlı tahtına oturdu, liyakat aranmadı.

Günümüzde;

Zamanla demokrasi kavramları geliştikçe yönetimde görev alacakların tespiti ve yöntemleri de değişti.

Gelişmiş ülkelerde ;

Her kurum özelliklerine göre yetişmiş kaliteli, tecrübeli, başarılı elemanlar aramaya başladılar. Bunun için bir çok eğitim kurumları eğitim verip, insanların eğitim seviyelerini artırmayı, çeşitli kurumlarda staj yaptırarak bilgi ve tecrübe kazanmalarını sağladılar. Ehil adayları tespit etmek için  yazılı, sözlü, uygulamalı sınavlarla   adayların bilgilerini, başarılarını ve tecrübelerini ölçtüler. Tüm kıstaslarda kişinin geçmişinde ki başarıyı esas aldılar.

Az gelişmiş ülkelerde;

Günümüzde demokrasiden bol, bol söz edenlerin,  işi ehline verme, konusunda yeterince demokrasiyi kavrayamadıkları görülmektedir.

Bir ekip işi olan siyasette, siyasi partilerde, kendi içinde demokrasiyi oluşturmayanlar, ülkede demokrasiden bahsetmeleri hiç de inandırıcı olmamaktadır.

Şöyle ki 9 seçim kaybeden  kişi  kendisini başarılı görüp, hala koltuğunda oturuyor.

Dört seçim kazanmış bir belediye başkanı, başarısız görülerek  aday gösterilmiyor.

Dört seçim kazanan kişi farklı partide aday olunca adı koltuğa yapışma oluyor.

Marjinal bir partinin  eski genel başkanını  belediye başkan adayı gösterilebiliyor. Gerekçe basit, temiz dürüst, çalışkan diye aday yaptıkları ifade ediliyor.

Şunu sormak gerek 10 milyondan fazla oy alan bir partide temiz,dürüst,çalışkan kimse yok muydu?

Bir başkası üç dönem önce 92 bin olan partinin oy’unu, üç dönemin sonunda 62 bin’e düşürdüğü halde kendisini başarılı görüp, bulunduğu makamı işgal etmeye devam edebiliyor.

Nerede demokrasi, nerede liyakat.

İşte günümüzde bu sistemin adı sözde demokrasi oluyor.

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın