İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Siyasette Transfer

2000’li  ve daha önceki yıllarda  futbol sezonu bittikten sonra spor sevenlerin, sıkça kullandıkları bir cümle vardı ağızlarında, “iyi bir kaç transfer ” yapmak.

Ülkemizde  transfer yapmak deyimi, futbol camiasında sıkça kullanılmaktadır. Futbol dışında ilk kez halter sporunda kullanılmaya başlandı.

23 Ocak 1967 tarihinde Bulgaristan’da doğan  Naim Süleymanoğlu halterde 15 yaşında Brezilya’da düzenlenen dünya gençler halter şampiyonasında 52 kiloda iki altın madalya alarak şampiyon oldu. Onaltı yaşında rekor kırarak yine şampiyon oldu. Böylece halter tarihinde en genç dünya rekortmeni unvanını aldı.

Naim Süleymanoğlu’nun bu başarısı , ülkemizde siyaset yapan zamanın Başbakanı Turgut Özal’ın dikkatini çekti. Naim Süleymanoğlunun, Türk asıllı olması ve zamanın Başbakanının ilgilenmesi,  Sydney’de düzenlenen Dünya Halter Şampiyonasında sonuç verdi.

Dünya Halter Şampiyonasına katılan Naim Süleymanoğlu  turnuva  sonunda Türk Büyük elçiliğine sığınarak Türkiye’ye iltica etti ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu.

Yine Bulgaristan 1973 doğumlu Halil Mutlu halterde büyük başarı kazanınca 1989 yılında Türkiye’ye iltica etti, Tük vatandaşı oldu. Bu iki halterci başarı ile yıllarca yurt içinde ve yurt dışında ülkemizi temsil ettiler. Bu sporcuların ülkemize ilticalar’ı uzun süre basında ve kamuoyunda transfer olarak düşünüldü, değerlendirildi, konuşuldu.

Ancak futbol dışında kullanılmayan ” transfer etmek” deyimi son zamanlarda siyaset sahnesinde sık sık kullanılmaya başlandı.

Siyasetçilerimiz ideolojik siyaset yapmanın zorlularını bildikleri için, siyaseti ideolojik olarak yapmayı düşünmüyorlar, günü kurtarmaya çalışıyorlar.

Günü kurtarmak için ise daha çok medya tik olan, oy potansiyeli olduğu düşünülen kişilerin kendi partilerine katılmasının sağlayarak kısa sürede bol kazanç sağlama yolundalar.

Karşı siyasi partiden aday olamayan, yapılmayan kişileri alelacele partilerine üyeliklerini yaparak aday gösteriyorlar. Bu tavırla seçimlerde başarı sağlamayı düşünüyorlar.

Deneyimi, bilgisi, tanınırlığı, aranır kişiyi hiç bir lider partisinden gitmesini istemez. Getirisi olmayan kişileri parti örgütleri bir şekilde partiden uzaklaştırmaya çalışırlar.

Karşı siyasi parti örğüt’ü ise partisinden uzaklaştırılan kişiyi,  transfer yapabilmesi halinde  büyük başarı sağlayacağını düşünüyor.

Aslında işler düşündükleri gibi olmuyor. Karşı partiden transfer yapılan kişinin dünya görüşünde bir değişliklik olmuyor.

Sadece geçici bir süre için durduğu yer değişebiliyor. Transfer yapan partinin seçmenlerinin büyük bir oranı o adayı kabullenmiyor, küskünler oluşuyor.

Seçime katılım oranı düşüyor, aday (transfer olan ) kendi çevresinden kalıcı seçmen taşıyamıyor çünkü kendisi kalıcı değil.

Oluşan küskünlerin bir kısmı, kararsızlar blokuna dahil oluyor, tekrar partisine dönmüyor.

Transfer işlemi partisine  bir kaç oy kazandırıyor olabilir. Ancak transfer sonucu aday olan kişiye verilen binlerce, on binlerce, yüz binlerce oy’u alan kişi,  her an eski partisine dönmesi halinde, seçimi kendi listesinden kazandıran partinin yapacak bir şeyi bulunmuyor.

Günü kurtarma çabasında bulunan siyasiler ciddiyetten, samimiyetten, dürüstlükten uzaklaştıkça seçmende partiden ve siyasetçiden uzaklaşıyor.

Sonuçta siyasetçi yenilgiye alışıyor, iktidar arayışında vazgeçiyor,  koltuğunu korumaya çalışıyor.

Seçmen çaresiz kalıyor, parti kadrolarını yada siyasi iktidarı değiştirme gücünü kendisinde bulamayınca kendi kabuğuna çekeliyor.

Sporda transfer başarı sağlanabiliyor, ama Siyasette transfer’de başarı söz konusu olmuyor.

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın