İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Köy Enstitüleri’nin Kuruluşu

[envira-gallery slug=”koy-enstituleri”]

Cumhuriyet  öncesinde köye ve köylüye değer verilmemesi nedeniyle köylüler  ile şehirliler arasında ki gelişmişlik farkı çok fazladır. Nufusun %80 köylerde yaşayan bir ülkenin köylüyü kalkındırmadan kalkınması, köylünün sorunlarını çözmeden uzun süre iktidar da kalması mümkün değildir.

Cumhuriyet kurulduktan sonra Atatürk köy’e köylüye ulaşmanın, bütünleşmenin yollarını aramıştır. Köylerde okur yazar sayısını artırmak, dünya ile bağlarını kurmak, köylünün şehirliyi anlamasını, şehirlilerin köylüyü anlamsı  için eğitim birliğinin şart olduğu düşünen  Atatürk Türkiye Büyük Millet Meclisinden 3 Mart 1924 tarih ve 430 Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu çıkarmış Ülkede eğitim birliğini sağlamıştır.

Ancak uzun yıllar savaşlar’la boğuşan ülkenizde yetişmiş eleman yoktu. Köyü ve köylüleri nasıl eğitecek köylülerle şehirlileri nasıl buluşturacaktı.

Atatürk İlk iş olarak 1850-1860’lardan itibaren tartışılmakta  olan Latin alfabesi mi, Arap Alfabesi mi? sorununu  çözmesi gerektiğini düşünüyordu .

Atatürk kararını verir,  okuması, yazması daha kolay ve anlaşılır olan Latin Alfabesine geçmek için  1 Kasım 1928’de harf devrimini yapar. 1928 yılında Millet Mekteplerini açtı. Askeri kurumlarda okuma yazma kursları (Ali okullar) açılır.

köy halkına pratik bilgi vermek amacıyla 1936’ta Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’ın döneminde Köy Eğitmeni projesi uygulamasına başlanır. Askerliğini onbaşı veya çavuş olarak yapan gençler, Ziraat Bakanlığı’nın işbirliğiyle, modern tarım tekniklerini uygulayan Mahmudiye Devlet Üretme Çiftliğinde eğitilerek köylere eğitmen olarak  gönderilir. Amaç, köye hem bir öğretmen hem de modern üretim araçları ve tarım yöntemleri sağlamak ve eğitimin mali yükünü hafifletmektir. İlköğretim Genel Müdürü  İsmail Hakkı Tonguç yönetiminde başlanan bu projenin başarılı olması üzerine 1937 ve 1939 yıllarında çıkarılan yasalarla köy eğitmeni yetiştirme deneyimi yaygınlaştırılır.

Eğitmen kurslarında sağlanan başarı sonucunda eleman sorununu az da olsa çözen iktidar, eğitim kalitesini bir ileri  aşamaya taşıma kararı alır.

11 Haziran 1937’de  açılan eğitmen okullarının geliştirilip, köy enstitülerine yükseltmek için  17 Nisan 1940’da 3803 sayılı kanunla Köy Enstitüleri kurulur.

Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel Köy Enstitülerini şöyle ifade etmiştir. “Enstitü kelimesini biz frenklerin telaffuz ettiği tarzda aldık ve buna alıştık. […] Biz köy enstitüsünü sadece içerisinde nazarî  tedrisat yapılan bir müessese olarak almadık. İçerisinde ziraat sanatları, demircilik, basit marangozluk gibi amelî bir takım faaliyetler de bulunduğu için okul adı ile anmadık, enstitü diye isimlendirmeyi muvafık gördük.”

Atatürk’ün halkçılık ilkelerine uygun olarak, geniş halk kitlelerinin eğitim düzeyini yükseltmek, reformların yerleşmesi için gerekli koşulları yaratmak, halkın politik, ekonomik ve kültürel yaşama aktif olarak katılmasını sağlamak ve aynı zamanda kendi hakları konusunda bilinçlendirmektir konusunda bir ileri adım daha atılmıştır .

Açılan Köy Enstitüleri şunlardır. Eskişehir Çifteler Köy Enstitüsü,  1937, İzmir Kızılçullu Köy Enstitüsü,      1937, Kırklareli Kepirtepe Köy Enstitüsü 1938, Kastamonu Gölköy Köy Enstitüsü 1939,  Malatya Akçadağ  Köy Enstitüsü 1940, Samsun Akpınar Ladik Köy Enstitüsü 1940,  Antalya Aksu Köy Enstitüsü 1940,  Sakarya Arifiye  Köy Enstitüsü 1940, Trabzon Beşikdüzü  Köy Enstitüsü 1940,  Kars Cilavuz  Köy Enstitüsü, 1940, Adana Düziçi  Köy Enstitüsü 1940, Isparta Gönen Köy Enstitüsü, 1940, Kayseri Pazarören Köy Enstitüsü 1940,  Balıkesir Savaştepe  Köy Enstitüsü 1940, Ankara Hasanoğlan   Köy Enstitüsü 1941, Konya İvriz  Köy Enstitüsü 1941, Erzurum Pulur  Köy Enstitüsü 1942, Diyarbakır Dicle Köy Enstitüsü 1944, Van Erciş  Köy Enstitüsü 1948

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın