Arguvandan

Anayasal Vatandaşlık

Anayasal Vatandaşlık

Anadolu,Medeniyetin beşşiği olarak bilinir. Anadolu’da tarih boyunca bir çok devletler  kurulmuş bir çok savaşlar olmuştur.

Anadolu’da kurulan devletler, krallıklar arasında çıkan savaşlarda sayısız masum insanlar ölmüş, aç kalmış, sürülmüş, bir çok devletler kurulmuş, bir çok devletler yıkılmıştır.

Bu savaşlarda asıl düşman olanlar krallar,sultanlar,padişahlar olmuştur. Anadolu’da yaşayan insanlar bir birlerine düşman olmamıştır. Devlet başkanlarının bir şekilde aradan çekilmeleri ile kısa sürede dil, din,ırk, mezhep, tarikat farklılığı gösterse’de  insanlar uzlaşmasını, ortak yaşamasını bilmişlerdir.

Komşu köyde, ilçede, ilde yaşayanlar bir birleri ile komşuluk ilişkilerini, ticari ilişkilerini geliştirip, kendi insanlarına güvenebildikleri kadar komşusu olan etnik yapısı farklı insanlara’da güvene bilmişlerdir.

Yeri geldiğinde kız almış, kız vermiş, yeri geldiğinde kirve olabilmiş ve ticarette ortaklık yapabilmişlerdir. Toplumların bu ilişkileri  ortak yaşama, arzuları sürekli devam etmiştir. Ne zamanki dış güçlerin (emperyalist güçlerin) çıkarları söz konusu olmuş,  ya da etnik yapı lideri pozisyonunda bulunan kişilerin egoları ön plana çıktı ise savaşlar, katliamlar olmuştur.

Bir devlet yıkılır, bir devlet kurulurken,  yıkılan devletin bireylerinin tamamı o toprakları terk etmez. Yeni kurulan devletin bireyleri ise tamamı farklı bir yerden gelmez. Bir devlet yeni bir coğrafi bölgeyi fethederken bir miktar kendi insanları ile fethettikleri topraklara gelir ancak yıkılan devletten kalan insanlarla   kaynaşır yeni devlet  oluşur. Bu sistem tarih boyuca böyle devam etmiştir.

Anadolu’da bu nedenle saf  ırk’a, din’e, mezhebe  dayalı insan topluluğu bulmak mümkün değildir. Bu bölgenin insanları, etnik yapıları bir birlerine çok fazla geçirgenlik göstermiştir. Bu gün kendisini  (X) etnik yapı olarak  tanımlayan kişinin 150-200 yıl geçmişine gidildiğinde kökeninin (XY veya Z) etnik yapısına ait olduğu görülebilmektedir. Bu bölgenin insanlarını bir birlerinden ayırmak, ayrıştırmak mümkün değildir.  İnsanlar geçmişte hiç bir ayrım yapmadan  devletlerinin zor zamanında doğuda, batıda, kuzeyde, güneyde  nasıl savaştı, düşman işgalinden kurtardı ise, bu günde aynı birlik ve beraberliği korumak görevi vardır.  Anayasal olarak güvence altına alınan  vatandaşlık hakkını, Anayasa’da belirtildiği gibi,  korumak ve sahiplenmek sorumluluğu vardır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ” Türkiye Cumhuriyetini Kuran Türkiye Halkına Türk Milleti denir”  cümlenin tam anlamı ile etnik ayrımı ortadan kaldırmış her türlü etnik yapıyı bir çatı altında toplamıştır.

Bu birlikteliği bozmak isteyen bir çok dış güçler mutlaka olacaktır.  Ancak bu toprakların üzerinde yaşayan herkesin çıkarı, bağımsızlığı, özgürlüğü bu birlikteliğin sağlanması ile gerçekleşecektir.  Ülkede ki  bu birliktelik bozulduğu anda her etnik yapı emperyalizmin, dış güçlerin mutlak kölesi, olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir