Arguvandan

Marshall Planı ve Türkiye’ye Etkileri

“Marshall Planı”

İkinci dünya savaşı yeni bitmiş, Avrupa 6 yıllık savaştan sonra harap olmuş. Fabrikaların büyük bölümü yıkılmış, üretim yapılamaz olmuştu.  Halk tarım ve sanayi sektöründe üretim yapamadığı için tüketim yapabilecek paraları da yoktu.

ABD ürettiği malları satacak piyasa bulamıyordu.  Avrupalı devletlerin ekonomisi canlandırmak gerektiğini düşündüler.  ABD yeni planlar aramış ve Dışişleri Bakanı George Marshall 5 Haziran 1945 kendi adı ile anılan “Marsall Planı” kamuoyuna açıklar. Bu planda Avrupalı Devlerlerin mali olarak desteklenmesi öngörülür. ABD, Avrupalı Devletlere 15 Milyar Dolar yardım yapar. Yardımı alan ülkeler bütçe açıklarını kapatır,bu yardımlar halka kavuşmaz. Bunun üzerine ABD Avrupalı Devletlerle bir konferas düzenlerler, bu konferansta şu karar alınır “Avrupa devletleri öncelikle  kendi içlerinde ihtiyaçlarını karşılamalı kalan eksiklilerini ABD’nin karşılaması konusunda anlaşırlar.

SSCB ikinci düya savaşından çıktıktan sonra zayıf düşen Avrupalı devletlere ideolojilerini ihraç etmek için  çalışmalarına ağırlık verir.  I. ve II. Dünya savaşlarında mütefik olan ABD ve SSCB’nin arası Stalin’in yayılmacı politikası nedeniyle açılır. ABD ise bu  ortamdan vazife çıkartarak ekonomisi güç durumda olan ülkeleri askeri ve ekonomik olarak kontrol etmek istemektedir.

ABD  “Marshall Planı” kapsamında Avrupa ülkelerine ekonomik yardım yapma kararı alır. Ekonomik yardımların büyük bölümünü mal ihracı şeklinde yapmakta, Avrupa ekonomilerini kendisine bağlı kılmaya çalışmaktadır. ABD Yardım talep eden ülkelere bir dizi şartlar öne sürer. Şartların en önemlilerinden biri devletleri  borçlandırmak, açılan kredileri kendi kotrolleri dışında kullanmalarına izin vermemek.  Yardım alan ülkelere  proje karşılığında para vermek, projenin her aşamasında ABD’li uzmanlar tarafından denetlenmesini sağlamak ve  ABD yapılan yardımların genellikle alt yapı çalışmalarına yönelik olması gibi şarları vardı.

SSBC’nin yayılmacı politikası nedeniyle Türkiye ve Avrupalı Devletlerin savunma ihtiyaçları önplana çıktı.  ABD bu durumda yardım yapabilmenin şartlarını biraz daha ağırlaştırdı.  İkinci dünya savaşında kalan demode olmuş  silah ve mühimmatların bir kısmını hibe, bir kısmını düşük ücretle verme kararı aldı. Yardım yapacağı ülkelerin savunma sanayi ile ilgili fabrikalarını kapatmaları ve tüm ihtiyaçlarının kendisinden alması şartını koydu.

ABD’nin, Türkiye için yaptırımları daha da ağır oldu. Devletin eğitim politikalarına müdahale etti Köy Enstitülerinin kapatılmasını şart koştu. Devletçilik ilkesinin, Marshall Planı’na dahil olmada Türkiye’nin önünde bir engel teşkil ettiği düşünülüyordu. 1946-50 dönemi, devletçilik ilkesinden vazgeçildi. Cumhuriyet döneminde, kurulan fabrikaların büyük bölümü kapatıldı. Şartlar öyle ağırdı ki ağır sanayii kuramaz, mamül madde üretemez duruma getirildi. Tarıma dayalı ekonominin oluşmasını sağladı. Yeraltı madenlerini çıkaramaz, hammade yada yarı mamul madde olarak  ABD isteği dışında ihraç edemez duruma getirildi. Türkiye ye açılan kredilerin üretimden uzak, altyapı hizmetlerine  ayrılması teşvik edildi, zorlandı. Alınan krediler üretime dönük yatırımlar yapılamadığı için borçlar ödenemez duruma geldi. Borçlar borçla, daha yüksek faizle kapatılmaya zorlanınca  Türkiye’de enflasyon, devalüasyon, ekonomik krizlerin sık sık yaşandığı ülkeler kategorisine girdi.

Ekonomiyi ve savunma sanayini kontrol eden ABD;

  • Devletlerin siyasi yapısını, rejimlerini, siyasi iktidarlarını da kontrol eder oldu.
  • ABD, denetimi altına aldığı devletlerin iç işlerine ve dış işlerine müdahale eder oldu.
  • 1964 Kıbrıs sorunu çıktığında paramızla satın aldığımız silahları kullandırmadı.
  • 1971’de Haşhaş ekimi konusunda ekonomik ambargo koydu.
  • 1974 Kıbrıs Barış harekatında Silah Ambargosu koydu.
  • 1970-1980 arasında ülkede terör eylemlerini oluşmasını, toplumsal olayların çatışmaların gelişmesini, iktidarların halkın arzusu dışında değişmesini sağladı.
  • 12 Eylül 1980 de askeri darbenin gerçekleşmesi ile ABD’li bir yetkili “Bizim çocuklar başardı” diyebildi.

ABD Marsall planı kapsamında Türkiyeden aldığı bunca tavize karşılık ne verdi?  İnsanlar merak ediyor ve araştırılınca verilen yardım miktarları gülünç rakamlar olarak karşımıza çıkıyor. Şöyle ki  Avrupa’ya yapılan doğrudan yardımların % 1,2’si, dolaylı yardımların da % 2,2’sine tekabül ediyor. Plan çerçevesinde alınan kredilere % 2.5 faiz oranı uygulanmıştı. Alınan krediler 15 yıl ertelemeyle 44 yılda geri ödeme usulüne tabii tutulmuştur.

Truman doktirini ABD’nin sözde dost bildiği ülkeleri askeri olarak etkisi altına almak, Marsall planı ise ekonomik olarak kuşatmak, kendisine bağlı kılmak için yapılan ve günümüze kadar süren ve ilerde de devam edeceği öngörülen bir çalışmadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir