İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Eğitimde Zamansal Kesit

Aslında hepimizin temennisi güzel bir dünyada yaşamaktır. Yarınlarımız daki  bireylere  iyi bir gelecek inşaa etmeye çalışmaktır.  Bunun içindir ki ülkemizde eğitim programları üzerine detaylı çalışmalar yapılmaktadır. 2004 yılında eğitimin felsefemizin yönünü yapılandırmacılık üzerine çevirdik.

Yapılandırmacılık nedir?

Öğrencilerin yaparak yaşayarak öğrenmelerini hedefleyen felsefi bir yaklaşımdır. Grupça çalışmak için tasarlanmıştır. Öğrenciler birlikte öğrenirler ve asla yarış içerisinde olmazlar. Bireylere bilgi hazır oalrak verilmez. Kendi uğraşları sonucunda bilgiye ulaşırlar.

PİSA sınavı nedir?

“OECD tarafından üçer yıllık döngülerle yapılan PISA, 15 yaş grubu öğrencilerin okulda öğrendiği bilgi ve becerileri günlük yaşamda kullanabilme becerisini ölçmeyi hedeflemektedir.”
( Aralık 2018, Pisa.meb.gov.tr)

PISA’da biz kaçıncı sıradayız?

72 ülkenin katıldığı bu sınavda tüm öğrencilere kendi dilinden ve aynı yaş gruplarına sorular sorulmuş ve aşağıdaki sıralamalara yerleşmişiz.

65 Ülke katılımıyla PISA 2012 sonuçları: Türkiye okuma becerilerinde 41, matematikte 44,  fende 43’üncü sırada yer aldı.

72 Ülke katılımıyla PISA 2015 sonuçları: Türkiye okuma becerilerinde 49, Matematikte 48,  fende 43’üncü sırada yer aldı.

Türk öğrenci profili nasıldır?

Öğrencilerimiz okuduğunu anlamakta güçlük çeken ve sayısal bilimlerde öğrendiklerini hayata uygulayamayan bir profildedir.

Bu duruma nasıl geldik?

 Eğitim sistemimizde 20 sene önce çok büyük sorunlar vardı.  Gerçi 30 sene öncede aynıydı. Çok kalabalık sınıflarda öğretim yapılmaktaydı. Kurumlar niceliksel olarak eksikti. Hızlı bir inşaat aşamasından sonra niceliksel olarak eksikliklerimizi büyük oranda gidermeyi başardık. Fakat gözden kaçırılan nokta niteliksel olarakta geriye gidişimiz hızladı. Uyguladığımız eğitim felsefesinde yarışı kaldırdık. Öğrencileri yarıştan yarışa soktuk. Dershaneler ve çeşitli özel kurumlarla beraber eğitimi taşeronlaştırmaya başladık. Bunları yaparken öğretmenin niteliğini de azaltmayı unutmadık.  Ücretli öğretmenlerle veya farklı fakülte mezunlarıyla öğretim hizmetini sürdürdük. İşletme mezununu, gıda mühendisini, veterineri, ziraat mühendisini vs. bir anda öğretmen yaptık. En azından eğitim fakülteleri iyi çalışıyor  bilgili ve istendik profilde. Bu seferler yozlaşma üniversitelere sıçradı. Terör örgütleriyle hak etmeyeni çeşitli görevlere getirdik.  Tabiri cayizse baltayı kılıfından çıkarttık ve ağacı kesmeye başladık. Öğrencilerimizin psikolojileri bozulmasın dedik. Sınıfta bırakmayı da velinin iznine bağladık kaldırmış gibi yaptık.  

Teknoloji 4.0 muhabbeti çıktı bi ara muhalefetle iktidar tutuştu bi yarışa. O dedi ben bunu yaptım öbürü dedi ben de bunu yapacam. FATİH (Fırsatları Arttırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) projesiyle  bir gol daha attık bu vatana. İyi yönleri yok mu var tabiki. Okullarımız teknolojik olarak çok iyileştirme hareketleri yaşadı. Ama asıl özneyi unuttuk cümlede. Öğrenciyi unuttuk, öğretmeni iyi eğitemedik. Öğrenciye bilinçli kullanamyı aşılayamadık.  Yine niceliksel olarak bir gol attık ama PİSA’da biraz daha geri gittik. Eskiden okuduğumuzu anlayıp sayısal bilimlere kafa basmıyo derdik. Şimdi okuduğumuzu da anlamıyoruz.

Şimdilerde yine sistemi düzeltmeye çalışıyoruz. Eğitim felsefemizde hala yarış ve sıralamaya girmek yok. En iyi felsefe üzerinden oyunu kuruyoruz ama yine kalemiz boşta, kalemimiz kırık bu yolda.

Bu arada unutmadan onu söyleyeyim hala okul birincilerine ek puan veriyorlar.  Sınavı kaldırıyorduk ki kaldıramadık. TEOG LGS’ye dönüştü. Sistemde yenileşme hareketimiz devam ediyor abiler.

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın