İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

MENEMEN OLAYI

 1906’da Adana Kozan’da doğmuş olan Hüseyin oğlu  Mustafa Fehmi Kubilay bir öğretmendi. 1929’da askerlik görevini yapmaya başladı. Tayini İzmir Menemen ilçesine Asteğmen olarak çıkmıştı. Evliydi ve bir buçuk yaşında bir erkek evladı  vardı.

Kubilay evini, eşini ve bir buçuk yaşındaki evladını memleketinde bırakarak o kutsal askerlik görevini yapmak için İzmir’in Menemen ilçesine yedek subay olarak gitti.  Vatanını ,  görevini ve Cumhuriyeti olmazsa olmazları olarak görüyor ve  canından çok seviyordu. Bu  kutsalları  için yapamayacağı bir şey yoktu.

 Laikliğe karşı son ve en sert tepki Menemen’de gösterilmiştir.  Derviş Mehmet ve beş adamı, 6 Aralık 1930’da Menemen’e gidiş için Manisa’dan ayrılırlar. Son uğrak yerleri olan Bozalan köyünde, Derviş Mehmet Mehdiliğini ilan eder.   23 Aralık’ta Menemen’e ulaşacak şekilde plan yaparlar. 23 Aralık 1930’da sabah namazında camide bulunanlara ve müezzine, şeriatı yeniden getireceklerini, ezanın tekrar arapça okunacağını.  Halife Abdülmecit’in sınıra  geldiğini, yeşil bayrak açtığını.  Yeşil bayrak altında  toplanın, şeriat isteyelim der.  Şehrin dışında 70 bin askerinin hazır beklediğini ifade eder.  Müezzin Derviş Mehmedin talimatları doğrultusunda Caminin minaresine çıkar ve bir el ateş eder.  Müezzin  şeriatın geri geleceğinin herkesin İlçe meydanında Derviş Mehmet komutasında toplanmasını, karşı koyanların kafalarının kesileceğini bildirir.  Bir kısım ahali çağrıya uyar topanırlar ve tekbir getirirler.

 İlçe merkezindeki bu gelişmeleri duyan bir asker bölük komutanına haber verir. O sırada birliği ile eğitime gitme hazırlığı yapam Mustafa Fehmi Kubilay’a  olaya müdahale etmesi talimatı verilir. Emri alan Mustafa Fehmi Kubilay operasyon için gerekli olan silah ve mühimmatı almadan eğitim mermileri ile olay yerine gider.  Olay yerine yakın bir yerde askerine süngü tak emrini verir,   ancak asklerin orada beklemesini ister. Mustafa Fehmi Kubilay tek başına Derviş mehmed’in yanına gider ve yakasına yapışarak olaydan vazgeşmesini ister. Derviş Mehmet’in adamlarından biri Mustafa Fehmi Kubilay ‘a bir el ateşi ederek  vurur.  Mustafa Fehmi Kubilay  yere yığılır, daha sonra camiye doğru  10-15 adım atmak  ister ancak ikinci kurşunla yere yığılır,  gidemez düşer.   Derviş Mehmet bu sırada çantasından bir testere ağızlı bıçak  çıkararak Mustafa Fehmi Kubilay’ın başını gövdesinden ayırır.  Mustafa Fehmi Kubilay’ın kesik başını bayrak direğine takarak “Cumhuriyet bitmiştir” der. Bu sırada, çarşı bekçileri Hasan ve Şevki eve dönerken, silah ve alkış sesleri üzerine olay yerine gelirler. Hasan silahını çekip ateş eder, Derviş Mehmet’in adamlarından birini yaralar. Caniler, Hasan ve Şevki’yi de anında şehit ederler.

             Derviş Mehmet’in adamları bu sırada “tekbir” getiriyor, bazı Menemenliler de bu vahşeti alkışlıyorlardı. Derviş Mehmet, Kubilay’ın başını yeşil sancağın sopasının ucuna takar. Kesik başlı sancağı meydanda bir direğe bağlarlar. Derviş Mehmet bir kahraman edasıyla, elleri ve yüzü kan içinde nutuk atmaya devam eder.

               Bu, olay üzerine Alaydan gönderilen makineli tüfek birliğinin komutanı, canilerin teslim olmasını ister.  Ancak Derviş Mehmet:  “Bize kurşun işlemez” cevabını verir. Komutan, birliğine ateş emri verir. Derviş Mehmet ve iki adamı ölür, diğerleri çil yavrusu gibi dağılır. Kalabalığa karışıp kaçarlar iki gün sonra, olayla ilgisi bulunanlar yakalanır. Sıkıyönetim ilan edilir.  Geniş çaplı soruşturmalar yapılır.  Divan-ı harp kurulur  başkanlığına daha sonra 3. Ordu Komutanı olacak olan  Orgeneral Mustafa Muğlalı getirilir.  olaya karışanlar ve azmettiriciler yargılanırlar. Yargılamalar sonucu 28 kişi idam edilir; 73 kişi de çeşitli hapis cezalarına çarptırılırlar.

       88 Yıl önce şehit olan, Cumhuriyet şehitleri Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, bekçi Hasan ve Bekçi Şevki bey’lere  Tanrıdan Rahmet diliyorum. Mekanları Cennet olsun.  

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın