İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ

Ca’ber Kalesi’nin Türk tarihi açısından önemi kale yakınlarında bulunan ve “Türk Mezarı” adı verilen türbenin burada olmasından kaynaklanmaktadır.  Yaygın ve eski inanışa göre “Türk Mezın’da medflin olan kişi Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Beyin atası olan Süleyman Şah’tır.  Aşık Paşazade’ye göre göçebe Türklerin ileri gelenlerinden Süleyman Şah kendisine bağlı Türkmen aşiretleri  ile Türk boylarının çıktığı Anadolu seferine katılmış ve Erzurum, Erzincan yörelerini  ele geçirdikten sonra bir takım sıkıntılar dolayısıyla tekrar Türkistan’a yönelmişti.     

 Ancak geldiği yoldan dönmeyip güneye ilerleyerek Halep’e ulaştı. Burada Süleyman şah Fırat nehrini atıyla geçmeye çalışırken boğularak öldü. Bunun üzerine yanında bulunanlar Süleyman Şah’ı Ca’ber Kalesinin önüne defnettiler. Daha sonraki dönemlerde buraya “Türk Mezarı” adı verildi.       
 Aşık  Paşazade eserinde Osmanlı hanedanının şeceresini verirken “Türk Mezarında yatan Süleyman Şah’ı Osman Beyin dedesi olduğu iddiasını, Osman Bey’in ifadelerine dayandığını, “Türk Mezarı hakkında elimizde bir kayıt mevcut değildir” demektedir. Bu konuda farklı görüşler olmasına rağmen  bölge halkı “Türk Mezarı”na  kutsiyet atfetmiş ve Osmanlı döneminde de hanedanın atası gözüyle bakmıştır. Hatta II. Abdülhamit’in emri ile Halep Valisi Cemil Hüseyin Paşa’ya türbe yeniden yaptırılmıştır.     

1. Dünya Savaşın’dan müttefikleri ile birlikte yenik olarak ayrılan Osmanlı Devleti; 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesini imzalayarak savaştan çekilmek zorunda kalmıştı. Böylece Osmanlı Devleti açısından savaşlı yılların sona erdiği düşünülürken bundan sonraki gelişmeler durumun hiç de düşünüldüğü gibi olmadığını göstermiştir.      
 

 Zira daha savaşın devam ettiği yıllarda İtilaf Devletleri kendi aralarında Osmanlı topraklan için yapmış oldukları gizli paylaşım planlarını hemen yürürlüğe koymuşlardı. Mütarekeyi takip eden süreçte Fransa’ya bırakılmış olan Güney Anadolu ve Suriye’den  Türk Mezarının da bulunduğu bölge Fransız işgali altına girmişti. 7 Aralık 1919 tarihinde Fransızların Suriye Yüksek Komiseri Georges Picot, Sivas’ta Mustafa Kemal Paşa ile bir görüşme yaptı. Ancak görüşme sırasında picot’nun özellikle imtiyaz istekleri nedeni ile herhangi bir sonuç alınamadı. 

 Aslında Güney Anadolu’da bulunan Fransız kuvvetlerinin durumu hiçte iyi değildi. Bölgede bulunan Fransız komutan ve idarecilerinin yanlış tutumu yüzünden Türk-Fransız ilişkileri iyice bozulmuştu. Bu nedenle Fransızlar 11-12 Şubat 1920’de Maraş’dan, 11 Nisan 1920’de Urfa’dan çekilmek zorunda kaldılar. Bölgede yaşadığı sıkıntılar nedeni ile Fransızlar Ankara’da yeni kurulmuş olan Hükumet ile temas kurmak zorunda kaldı.       

24 Eylül 1921’de Ankara’da başladı. Bu görüşmelerde Ankara Hükumete’inin Dış işleri Bakanı Yusuf Kemal (Tengirşek) Bey başkanlığında bir heyet temsil ederken Fransayı yine Franklin Bouillon temsil ediyordu . Yapılan uzun müzakereler 20 Ekim 1921 tarihinde sonuçlanmıştı.  TBMM Hükumeti ile Fransa arasında Ankara İtilafnamesi imzalandı. 13 madde olarak düzenlenmiş olan Ankara İtilafnamesi’nin Ca’ber Kalesi ve Türk Mezarı  ile ilgili 9. Maddesi şöyle idi: “Madde 9- Sülale-i Osmaniye’nin müessisi Sultan Osman’ın büyük pederi Süleyman Şah’ın Caber Kalesinde kain  ve Türk Mezarı  namı ile Türkiye’nin malı olarak kalacak ve Türkiye orada muhafızlar ikame ve Türk bayrağı dalgalana bilecektir.”
   

 Suriye’de süren iç çatışmalardan türbeyi ve muhafız birliklerimizi korumak amacı ile uluslar arası anlaşmalarda değişiklik yapmadan 22 Şubat 2015’de Suriye sınırımıza  yakın Suriye’nin Eşme köyünün kuzeyinde aynı büyüklükteki şimdiki yerine geçici olarak taşınmıştır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın